Block title
Block content

"Nasıl şükür nimeti ziyadeleştiriyor; öyle de şekvâ musibeti ziyadeleştirir. Hem merhamete liyakati selb eder." cümlelerini nasıl anlamalıyız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kerim ve cömert olan zengin bir zat, muhtaç ve miskin bir adama ihsan ve ikramda bulunsa, muhtaç ve miskin olan o adam da bu ihsan ve ikrama karşı minnet ve şükranlarını tatlı ve o zengin zatın hoşuna gidecek bir şekilde ifade etse, o zengin zat ona ihsan ve ikramını ziyadeleştirir.

Aynı adam o zengin zata, "Bu ne biçim ihsan ve ikram, neden diğer muhtaçlara şu kadar veriyorsun da bana bu kadar ihsanda bulunuyorsun?" dese ve sürekli sızlanıp şükür yerine şikayette bulunsa, elbette o zengin zat, bu fakir adama karşı hiddetlenecektir. Çünkü ona ihsan ve ikramda bulunmaya mecbur değil ve onun da hakkı değil ki şikayete hakkı olsun.

İşte şükreden kul ile şikayet içinde bulunan kulun hali bu misaldeki gibidir. Şükür, Allah’ın ihsan ve ikramını celp eden tatlı ve cazip bir iksir iken; şikayet, ihsan ve ikramı meneden acı ve terbiyesiz bir isyan halidir. İnsan şükürle Allah’ın rahmet ve ihsanını kendi üstüne çeker; şikayet ve şekva ile de musibeti ve belaları üstüne çeker ve şefkati kendi üstünden uzaklaştırır.

İnsan Allah’a karşı ne kadar aczini ve fakrını anlar ve bu idrak ile iltica ederse, Allah da insana o kadar merhamet ve şefkat ile muamele eder.

Acizlik ve fakirliğimizi idrak etmemiz şükrün anahtarı, şükür ise ihsan ve ikramın anahtarıdır.  

"Amma gelecek günler ise, madem daha gelmemişler, içlerinde çekeceği hastalık veya musibeti şimdiden düşünüp sabırsızlık göstermek, şekvâ etmek, ahmaklıktır. 'Yarın, öbür gün aç olacağım, susuz olacağım.' diye bugün mütemadiyen su içmek, ekmek yemek ne kadar ahmakçasına bir divaneliktir. Öyle de gelecek günlerdeki, şimdi adem olan musibet ve hastalıkları düşünüp, şimdiden onlardan müteellim olmak, sabırsızlık göstermek, hiçbir mecburiyet olmadan kendi kendine zulmetmek öyle bir belâhettir ki, hakkında şefkat ve merhamet liyakatini selb ediyor. Elhasıl, nasıl şükür nimeti ziyadeleştiriyor; öyle de, şekvâ musibeti ziyadeleştirir. Hem merhamete liyakati selb eder."(1)

Şükrün nimeti çoğaltması, ille de maddi nimetlerin çoğalması şeklinde değildir. Bir mümin ne kadar şükrederse, hakiki nimet olan sevap ve cennetteki makam da o kadar çoğalır. Bir gafil de ne kadar şikayet ederse, günah ve azabı da o kadar ziyadeleşir.

Şikayetin musibeti çoğaltmasında şöyle ince bir sır da var; nasıl kırık el ile düşmana yumruk atmak ona ceza değil bir ödüldür, aynı şekilde musibetten dolayı isyan edip morali bitirmek de insanın kendi kalesine gol atması gibidir. Yani musibetin en güzel ilacı olan moral ve teselli şikayet ile bitiriliyor ve insan manen bir çöküntü içine düşüyor. Bu da musibeti ikileştirip ziyadeleştiriyor.

Üstad Hazretleri bu hakikate şu şekilde işaret ediyor:

"... Öyle de bir insan hiçlikten vücuda gelip, taş olmayarak, ağaç olmayıp, hayvan kalmayarak, insan olup, Müslüman olarak, çok zaman sıhhat ve âfiyet görüp yüksek bir derece-i nimet kazandığı halde, bazı arızalarla, sıhhat ve âfiyet gibi bazı nimetlere lâyık olmadığı veya sû-i ihtiyarıyla veya sû-i istimaliyle elinden kaçırdığı veyahut eli yetişmediği için şekvâ etmek, sabırsızlık göstermek, 'Aman, ne yaptım böyle başıma geldi?' diye rububiyet-i İlâhiyeyi tenkit etmek gibi bir hâlet, maddî hastalıktan daha musibetli, mânevî bir hastalıktır. Kırılmış elle döğüşmek gibi, şikâyetiyle hastalığını ziyadeleştirir."(2)

Dipnotlar:

(1) bk. Lem'alar, İkinci Lem'a.
(2) bk. a.g.e., Yirmi Beşinci Lem'a, On Sekizinci Deva.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Dördüncü Nükte | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 10714 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...