Block title
Block content

"Nasıl vazife uğrunda, mücahede işinde telef olan bir nefere şehadet rütbesini veriyor,.." Bu ifadeye göre şehitlik sadece askerlerle ilgili bir makam mıdır?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Şehit denilince öncelikle, cihat görevi yaparken öldürülen kimseler hatıra gelir. Bu kişilerin asker yahut sivil olmaları fark etmez. Önemli olan, cihada katılış niyetleridir. Eğer cihada ganimet kazanmak, yahut kahramanlıklarını göstermek için iştirak etmişlerse şehitlik şerefinden nasip alamazlar. Cihatta gaye İ’la-yı Kelimetullah ve Allah rızası olmalıdır.

 Ayet-i kerimede, şehitler hakkında şöyle buyrulur:

“Allah yolunda öldürülenlere, ‘ölüler’ demeyiniz. Hayır, onlar diridirler, ama siz farkında olmazsınız.” (Bakara, 2/154)

Şehitler elbiseleriyle kabre konulurlar.

Bir de “hükmen şehit” olanlar vardır. Doğum üzere ölen, yahut doğumdan sonraki kırk günlük süre içinde ölen  kadınlar, ilim tahsil ederken ölümü tadanlar, ağır hastalıktan vefat edenler, kaza geçirerek ölenler, gurbette vefat edenler,…, bu gruba girerler. Bunların diğer şehitlerden en önemli farkları elbiselerinden soyundurulup kefen giydirilerek defnedilmeleridir.

Üstat  Hazretleri, bir medrese talebesinin sual meleklerine nahiv ilmiyle cevap verdiğini anlatmakla, ilim tahsil ederken vefat edenlerin de “hükmen şehit” olduklarına işaret etmiş oluyor.

Rahmet duasına vesile olması niyetiyle, Adana’da Nur hizmetinde bulunurken vefat eden Hüseyin kardeşimiz hakkında görülen bir sadık rüyadan söz etmek isterim. Bu değerli kardeşimiz, iman hizmetini muhtaç gönüllere ulaştırmak için rahmetli Ali Uçar ve Ağrılı Kerem ağabeyiyle birlikte bir seyahate çıkmışlar ve yolda kaza geçirmişlerdi. Kendisi vefat etmiş, diğerleri sağlam kurtulmuşlardı. Hüseyin kardeşi rüyada görüyorlar. Diyor ki, "Yolda bir kaza geçirdik. Maalesef Ali Uçar ve Kerem ağabeyilerimiz vefat ettiler, sadece ben kurtuldum."

“Evet hastalıkların bir kısmı var ki; eğer ölümle neticelense, manevî şehid hükmünde şehadet gibi bir velayet derecesine sebebiyet verir. Ezcümle çocuk doğurmaktan gelen ve karın sancısıyla, gark ve hark ve taun ile vefat eden, şehid-i manevî olduğu gibi, çok mübarek hastalıklar var ki, velayet derecesini ölümle kazandırır.” (Lem’alar, Yirmi Beşinci Lem’a) 

“Aziz, sıddık kardeşlerim!

Ehl-i keşf-el kuburun müşahedesiyle, müteaddid vakıatla, tahsil-i ulûm anında vefat eden bazı müştak ve ciddî bir talebe-i ulûm, şehidler gibi kendini hayatta ve kendi dersiyle meşgul görüyor.”
(Şuâlar, On Üçüncü Şuâ)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: On Yedinci Söz | Yazar: Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 3444 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...