Block title
Block content

"Nefis" ve "fıtrat" kavramlarının mahiyetleri nedir, birbirinden nasıl tefrik edilir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Fıtrat" kelime olarak yaradılış, tıynet, hilkat gibi manalara geliyor. Yani fıtrat insanın Allah tarafından donatılması ve mücehhez edilmesi işlemidir. Ruh, kalp, akıl, vicdan, nefis, latifeler gibi şeylerin hepsi fıtratın birer şubesi birer aksamı niteliğindedir. Nefis ve mahiyeti de fıtratın bir şubesi bir aksamıdır. Bu yüzden fıtrat kavramı genel ve çatı bir kavramdır. Nefis bu genel kavram içinde özel bir terim oluyor.

"Nefis" insan mahiyetinde maddi, cismani ve hayvani yönü temsil eden ve nurani ve latif duyguların terakki ve tekemmülünde rakip olan bir cihazdır. İnsanın bütün nebati ve hayvani istek ve arzularını cem eden bir terimdir nefis. Kesif ve cismani olduğu için Allah’ın isim ve sıfatlarının tamamının anlaşılmasında önemli bir miyar ve mihenktir. İnsanın bu kesif ve maddi nefsi ıslah ve terbiye ile nurani ve latif bir surete çevrilebilir. İşte nefsin mertebeleri bu ıslah ve terbiye sürecinin aşamalarından ibarettir. Şehvet ve öfke, nefis kapsamında en önemli iki hissiyattır.

Nefis kelime olarak belki mücerret olabilir, ama insanın nebati, hayvani ve cismani yüzünü temsil etme noktasından harici bir vücuttur, maddi bir unsurdur. Yani nefis denilen şey insanın cismani ve maddi yüzünün toplamına verilen bir genel isimdir. İsim olma noktasından izafi işlev ve fonksiyon olarak harici bir vücut ve cisimdir.

Bütün insanların fıtratı asgari noktadan müsavidir, yani Allah her insana aynı işlev ve özellikte bir fıtrat vermiş. Her insanda ruh, kalp, akıl, vicdan, nefis, latife ve  istidatlar bulunuyor; lakin bunların keskinlik dozajı kişiden kişiye değişebiliyor. Mesela, her insanın kabiliyetleri farklı yönde ve farklı dozajda olabiliyor. Birisinin ressamlığa kabiliyeti çok yüksek olabilirken, bir başkasınınki çok düşük olabiliyor. Burada hikmet-i İlahi her insana ayrı bir imtiyaz ayrı bir üstünlük bahşetmiş. Bize düşen, bunun farkına varıp o kabiliyeti işlettirmek ve terakki ettirmektir.

Her başarısızlığı kabiliyetsizlikle izah etmek yanlış ve kolaycılık olur. Fiziğin babası olan Newton’un lisedeki tek zayıf dersinin fizik dersi olması meselemize işaret eder. Yani bazen çevremiz, eğitim sistemindeki aksaklıklar, şahsi hatalarımız ve tembelliklerimiz, bizim kabiliyetlerimizi köreltip yanlış mecralara sevk edebiliyor. Avrupa eğitim sisteminde bu konu çok titizlikle inceleniyor, insanlar kabiliyeti doğrultusunda yönlendiriliyor.

Bizim eğitim sisteminde öncelik karın doyurmak olduğu için, doktor kabiliyetinde olan birisi mühendis, mühendis kabiliyetinde olan birisi de avukat oluveriyor. Yani ekmek nerde ise oraya yöneliyoruz. Bu da verimlilik açısından çok vahim bir realite. Halbuki insan hem sevdiği hem de kabiliyeti olduğu bir alanda çalışsa, o alandan çok verimli olur.   

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: N | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3211 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

Ahmet73649
"Âlemin miftahı insanın elindedir ve nefsine takılmıştır" bu makamda eneyi nasıl anlamalıyız?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Ene nefis merkezli bir sahiplik duygusudur. İnsan bu izafi duygu ile Allah'ın mutlak sıfatlarını kıyaslayarak idrak eder. Bu cihetle bakarsak ene nefis kavramının altında çalışan bir duygu bir anahtar gibidir. İnsan bu anahtar ile kainatın sırlarını açabilir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
mustafay
istifade ettim. Teşekkür ederim
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...