Block title
Block content

Nefs-i emmarenin tahripten kurtulup nihâyetsiz cinâyetten kendini muhafaza edebilmesi için dört şart nazara veriliyor: “Enaniyetin bırakılması”, “hayrın ve vücûdun Allah’ın tevfikiyle olduğunun bilinmesi”, “nefse itimattan vazgeçilmesi” ve “istiğfar edilmesi". Bu maddeleri biraz açar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Enaniyeti bırakmak, insanın kendisini kul bilmesi, ona takılan bütün maddî ve manevî cihazları emanet telakki etmesi, onlara hakikî malik olmadığının şuurunda olması demektir.

Üstat Hazretleri Mesnevî-i Nuriye’de şöyle buyurur:

“Ben kendime mâlik değilim. Ancak mâlikim kâinatın malikidir..."

Böyle diyen bir insan, “benim elim, benim gözüm,..” derken, bütün bu organları emanet bilir. Enaniyetle, onlara  sahip çıkmaz ve bütün bu emanetleri Rabbinin rızası istikametinde kullanmaya kendini mecbur bilir.

Böyle bir insan,  yokluktan kurtulup varlık âlemine gelmeyi Allah’ın bir ihsanı ve ikramı bildiği gibi, gerek bedeninden ve ruhundan, gerek haricî âlemden edindiği bütün istifadeleri de Allah’tan bilir. “Her hayır O’nun elindedir.” der. Nefsine itimat yerine, Rabbine tevekkül eder. Üzerine düşen görevleri yaptıktan sonra, neticelerin tahakkuku için Allah’ın takdirini ve ihsanını bekler.

O bu sağlam yolda yürürken, nefsinin arzularına, yahut şeytanın vesveselerine kapılarak bazı yanlışlar da yapabilir. Böyle bir durumda hemen istiğfar ve tövbe kapısını çalar. Kulluğuna zarar veren bu yanlışları böylece temizleyerek “tam abd” olur.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Mebhas, Birinci Nükte | Yazar: Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 1236 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...