"Nefsi nefsimden daha huşyar zatlara" Neden “hüşyar zat” değil de “zatlar” denilmiş? Besmelenin Sırlarını Birinci Söz’ün arkasına Üstad mı eklemiş, talebeleri mi teklif etmiş? Sırlar altı tane iken neden "beş altıya indi." denilmiş?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Birinci Soruya Cevap:

"Bu ders kendi nefsime has iken, ruhen benimle münasebettar ve nefsi nefsimden daha huşyar zatlara, belki medar-ı istifade olur..."(1)

Burada kullanılan "nefis" tabiri alem isim olup, "kendisi" anlamındadır. Bu gibi alem isimler, kelime itibariyle tekil, fakat kullanıldığı yere göre tekillik çoğulluk özelliği kazanabilirler.

Mesela, konuşmalarımızda kullandığımız "İnsanoğlu" tabiri, hem tekildir hem çoğuldur. "Kalbi heyecana gelen kişi / kişiler" ifadesindeki kalb, yerine göre tekil yerine göre çoğuldur. "Ey İnsan" tabiri de aynı konumdadır. "Nefsini şımartmış kişiler"de de aynı durumu görüyoruz.

İşte bu ve buna benzer alem dediğimiz isimler ve kavramlarda cinsiyet ve tekillik çoğulluk fazla nazara çarpmaz. Kelimenin içinde bulunduğu makama göre karşılığını bulmuş olur.

"Nefsi nefsimden daha huşyar zatlara" cümlesinde geçen "nefsi" kelimesi, mana itibariyle tekliği ifade etse bile, içinde bulunduğu makam itibariyle "nefisleri" anlamındadır.

İkinci Soruya Gelince;

Hatıralar ve neşir ile ilgili bilgileri genellikle iki kaynaktan almaktayız. Bunlardan birisi Necmeddin Şahiner Ağabeyimizin "Son Şahitler" serisidir ki, bu konu ile ilgili bilgi bulamadık. Diğer değerli kaynağımız ve doğrudan sorduğumuz sorulara fedakarane cevap veren ve "Ağabeyler Anlatıyor" serisinin yazarı muhterem Ömer Özcan Ağabeyimizdir. Ondan gelen cevap ise şöyledir:

"Burada üstadımızın çok yerlerde yaptığı gibi konu ve makam münasebeti ile bir birleştirme yapmış.

Birinci Söz 1927'de Barla'da, 14. Lem'a 1934'te Isparta'da telef ediliyor. Osmanlıca elle yazılan Sözler kitaplarından bende iki tane Hüsrev abinin hattı var, baktım onlarda Birinci Söz'ün arkasına 14. Lem'anın İkinci Makamı ilave edilmemiş. Edilemez, çünkü iki risalenin telifi arasında 7 sene gibi bir fark var.

Ancak 1956'da hazırlanıp 57 de yeni harflerle basılan Sözler mecmuasında bu ilave yapılmış, önceki elyazması veya teksir risalelerde yok.

Üstadımız öyle irade buyurmuş, onun mübarek üslubu gereği mudakkik kardeşlerimin tasvibine sunuyorum demiş. Talebelerinin teklif ettiğini zannetmiyorum.
Mesela 10. Sözde kaç tane zeyl var, malum olduğu gibi yıllar sonra yazılanlar bile yeni huruf tabında birleştirilmiş, benim bildiklerim bunlar. Maalesef bu hususta herhangi bir belge veya bir hatıra kaydı elimde yok."

Üçüncü Soruya Cevap:

Cenab-ı Hakk'ın Üstadımıza ihsan ettiği kabiliyet ve istidatların genişliği ve kapasitesinin çok yüksek olduğu, daha çocukluk ve gençlik yaşlarında hocaları tarafından tespit edilmiş ve kendisine "Bediüzzaman" unvanı verilmiştir. Bu noktadan bakıldığında, Allah'ın inayetiyle gelen sorulara veya yazmak istediği konulara dair, zihni ciddi anlamda manaları başta Kur'an olmak üzere daha önceden ezberlediği doksan cilt temel İslam kitaplarından ve sair fenlerin de destek ve yardımlarıyla çıkarmış ve yazmıştır. Fakat bazı konular ya makamın kaldırmaması veya ilahi hikmetin perdeyi indirmesiyle yazmak istediği manaları tam yazamamıştır. İnşallah bu gibi Kur'ani derslerin asıl makamı cennettir. Orada kemaliyle bu gibi dersler alınacak diye ümid ediyoruz.

(1) bk. Lem'alar, On Dördüncü Lem'a, İkinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...