Block title
Block content

"Nefsin en mühim bir hastalığı da şudur ki, küllü cüz'îde, büyüğü küçükte görmek istiyor. Göremediği takdirde red ve inkâr eder." cümlesini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Kardeşlerim! Nefsin en mühim bir hastalığı da şudur ki, küllü cüz'îde, büyüğü küçükte görmek istiyor. Göremediği takdirde red ve inkâr eder. Meselâ, küçük bir kabarcıkta, güneşin tamamıyla tecelliyâtını ister. Bunu göremediği için, o kabarcıktaki cilvenin güneşten olduğunu inkâr eder. Halbuki, şemsin vahdeti, tecelliyâtının da vahdetini istilzam etmez."

"Ve keza, delâlet etmek tazammun etmeyi iktizâ etmez. Meselâ, kabarcıktaki güneşin cilvesi güneşin vücuduna delâlet eder, fakat güneşi tazammun edemez, yani içine alamaz."

"Ve keza, birşeyi birşeyle tavsif edenin o şeyle muttasıf olması lâzım gelmez. Meselâ, şeffaf bir zerre, şemsi tavsif eder, fakat şems olamaz. Balarısı Sâni-i Hakîmi vasıflandırır, amma Sâni olamaz."
(1)

Sanat, sanatkarın her sıfat ve vasfını üstünde gösterecek diye bir kayıt yoktur. Mesela marangozun yaptığı bir masanın marangoz gibi görmek, konuşmak ve düşünmek gibi özelliklere sahip olması gerekmez. Masa, sadece marangozun sanatını ve ustalığını sergilediği bir tecellidir, yoksa ustanın ve marangozun bizzat kendisi değil ki ustanın asli vasıfları masada da tezahür etsin.

Bal arısı Allah'ın bir sanatıdır; bu sanat üstünde Allah'ın bir çok ismi kendi hüküm ve manasını sergiler ve gösterir. Lakin bal arısında Allah'ın Uluhiyet sıfatları bizzat bütün haşmet ve görkemi ile bulunması gerekmez.

Mesela Allah'ın sonsuz ilim ve kudreti aynı ile o arıda görünmez ve bunu beklemek bir hastalıktır. Şayet Allah'ın her sanatında uluhiyet ciheti tam manası ile bizzat yerleşse idi, her sanatın bir ilah olması iktiza ederdi. Dağ taş tamamı ile -haşa- bir ilah gibi sonsuz ilim, irade ve kudret sahibi olmak iktiza ederdi ki bu tam bir safsatadır.

Güneş bir damla suda tecelli ederken, bizzat gelip o damlanın içine girip yerleşmiyor. Damlanın mahiyet ve kapasitesine göre onda tecelli ediyor. Allah da bir sanatında tecelli ederken, o sanatın mahiyet ve kapasitesine göre tecelli eder; yoksa bizzat zatı ve sıfatları ile gidip o sanatın içinde yerleşmez, demektir. Bu hal genelde insanların önemsiz ve basit gördüğü şeyler üstünde tecelli eden tevhidi görememelerini tasvir ediyor.

Mesela küçük bir sineğe baktığı zaman o sinek üstünde güneş ve yıldızların azametini göremediği için, sineği sebeplere ve tabiata vermeye meylediyor. Halbuki sineğin haşmeti ince sanatında ve hayatında gizlidir. Sinekte tecelli eden bir çok isim güneş ve yıldızda bulunmaz. Buralara dikkat etmeyen hastalıklı bakış, maalesef ret ve inkara sapıyor.

(1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Katre'nin Zeyli

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...