"Nihayet derecede kıymettarlıkla beraber bir mebzuliyet-i mutlaka, o kıymettarlık ile mebzuliyet içinde ihtilat-ı mutlaka ile beraber bir imtiyaz-ı mutlaka,.." cümlesini devamı ile birlikte açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsanlar canibinden bakıldığında, çok ve geniş olan bir şeyin idare ve terbiyesi zor ve meşakkatli olur. Bu da insanın acizliğini ortaya koyar. Yani insan açısından çok ve geniş olan bir şeyi tedbir ve idare etmek imkansızdır. Bir şey genişleyip çoğaldıkça o şeyin tedbir ve idaresi müşkül hale gelir. Üstad Hazretleri bu manayı müşevveşiyet şeklinde tabir ediyor. Yani çok ve geniş olan bir şey insan açısından karmaşık ve müşküldür.

Ama Allah’ın kainat sahnesinde icra ettiği sanat ve icatlarda durum tam aksinedir. Yani geniş ve çokluk içinde bir ahenk ve nizam, bir estetik ve güzellik hükmediyor. Yani bir şeyin çok ve geniş olması, Allah’ı aciz bırakıp işleri karmaşık ve düzensiz hale sokmuyor. Allah kainatta zıtları cem ederek iş görüyor ki, bu da ancak sonsuz bir irade ve kudret ile mümkündür. İnsan için iki zıddı bir araya getirmek muhaldir, ama Allah için mümkündür.

Bir ustadan çok sanatlı ve güzel bir eser istersek, bu uzun zaman ve itina ister. Bir iki ayda yapılacak işi, bir iki saatte istersek o iş o eser sanatlı ve güzel olamaz. Bu durum, insanların acziyetinden ileri geliyor. Çünkü insanlar aciz olduğu için iki zıt şeyi aynı anda yapamıyor. Hem hızlı hem de sanatlı iş yapmak, ancak Allah’a mahsus bir olgudur. Kainatta her şey çok hızlı ve ani yaratılmasına karşın, aynı zamanda gayet ölçülü ve zarif yapılıyor. Bu da Allah’ın sanatları üstünde bir tevhit mührü oluyor.

Mebzul, yani çok ve kesretli olan bir şey, kıymetçe ve sanatça düşük ve bayağı olur. Az ve nadir olan, kıymetli ve sanatlı olur. Bu ölçüler, hep beşeriyet için geçerlidir. Ama kainatta çokça icat edilen şeyler bayağı ve değersiz değil, gayet güzel ve estetik değerde yapılıyorlar. Yani Allah yukarıda da izah edildiği üzere yine zıtlar eşliğinde harika sanatlarını icra ediyor ki insanlar mucizevi sanatları görüp iman etsinler.

Kolay ve özensiz yapılan bir eser basit ve sanatsız olur. Zor ve itina ile yapılan eser ise gayet sanatlı ve harika olur, prensibi insanlar arasında esaslı bir kaidedir. Halbuki kainatta kolayca icat edilen bitki ve hayvanlara bakıldığında hepsinin mükemmel ve sanatlı olması, onu icat eden Zatın ne kadar harika ve mükemmel bir kudrete sahip olduğu anlaşılır ve insanlarca bunların hepsi birer mucize eseridir. Acaiptir ki her taraf böyle mucizeler ile donatıldığı halde insanların ekserisi bunu görüp okuyamıyor.

Yine insanlarca uzaklık ve mesafe birbirine zıt olmayı ve ayrılığı gerektirir. Yani bir şey bir şeyden ne kadar uzak ve mesafeli ise ikisi arasında benzer ve aynı noktalar o kadar azdır ve ayrıdır. Mesela, dünyanın bir ucundaki toplum ile beri tarafındaki toplumun örf ve ananeleri biribirinde kopuk ve alakasızdır. Ama uzaklık ve mesafe azaldıkça bu kopukluk ve alakasızlık da o kadar azalır ve biter. Yani toplumlar yaklaştıkça ihtilaf ve ayrışmalar azalıp biter.

Kainatta bu ilişki tam aksinedir. Yani uzaklık ve mesafe ne kadar da çoğalsa kainatın unsurları arasındaki irtibat ve münasebet bozulmuyor, ittifak tükenmiyor. Öyle ki insan bedenindeki bir atomun içindeki dönüş sistemi ile güneş sistemi arasındaki dönüş sistemi aynıdır, müttefiktir. Halbuki güneş sistemi ile atom arasında hayli bir uzaklık ve mesafe vardır. Demek atom ile güneş sisteminin Rabbi öyle bir Rabb’ül alemindir ki, uzaklar ve mesafeler onun tasarruf ve idaresini zorlaştırmıyor. Ebatları bilinmeyen kainat onun kudret elinde bir bilye gibi dönüyor.

Bir çok madde ne kadar iç içe ve girift bir şekilde ise, karışıklık ve bulaşıklık o nispette şiddetli olur. Bunları ayrıştırmak ve seçmek çok zor olur. Yer yüzü bir tarla dört yüz bin tür olan bitki tohumları bu tarlaya atılan tohumlardır. Öyle ki bir türde milyonlar fertler bulunur.

Mesela, buğday türünün adedini ne insanlık sayabilir ne de bilgisayarlar sayabilir. Bütün bu trilyonlarca tür ve adetleri bir tarla olan zemin yüzünde biribirine karıştırmadan birbirine engel teşkil ettirmeden mükemmel bir seçim ve ayrıştırma ile muhafaza eden Zatı görmemek, bilmemek cehaletin en büyük derinliği olsa gerek.

Allah yine karışıklık ile temyiz gibi iki zıddı cem ederek eserindeki mucizeyi gösteriyor. İhtilat içinde imtiyaz ancak sonsuz kudretin işi olabilir.

Mebzul, yani çok ve kesretli olan bir şey, kıymetçe düşük ve bayağı olur. Az ve nadir olan, kıymetli olur. Çok ve bol olan bir şeyin önemsiz ve kıymetsiz olması insanların değişmez bir kuralıdır. Lakin Allah’ın sanatları içinde bu esas pek esassızdır. Zira Allah’ın çok ve bol yarattığı sanatların hepsi gayet önemli ve değerlidir. Üstad Hazretleri dutları misal olarak veriyor. Hangi dut tanesi acaba sanat ve kıymet bakımından diğerinden aşağı ya da bayağıdır. Her bir dut tanesi kıymet ve değer bakımından bütün dutlara müsavidir. Allah bir dut tanesinin yaratılmasında da güneşi, bulutları, toprağı, suları ve sair mahlukatı sarf ediyor, bütün dutların yaratılmasında aynı elementleri sarf ediyor. Demek kıymet ve önem noktasında eserler arasında bir fark yoktur. Bu da ancak sonsuz zenginlik ve kudretle mümkündür.

Madem bir dut tanesi ile bütün dutların maliyeti ve kıymeti aynıdır, öyle ise bir duta insanlığın servetinin yetmemesi gerekiyor. Zira bir dut tanesinin oluşumunda bütün kainat bir fabrika gibi işledi ve istihdam olundu. İşte bütün nimetlerin ucuz ve masrafsız olmasının yegane sebebi Allah’ın kudret ve zenginliğidir. Yani o lütuf ve ikramı ile bize o kıymetli ve önemli şeyleri ucuz ve masrafsız ikram ediyor, karşılığında yalnız şükür ve iman istiyor.

Özet olarak, zıtların bir arada olması işleri zorlaştırır, hatta imkansız hale getirir. Bu insanların işlerinde böyledir. Lakin Allah açısından zıtları cem edip ondan harika sanat ve eserler çıkarmak çok basit ve kolay olduğu için, icraatlarını bu şekilde sergiliyor, ta ki herkes bu mucizeleri görüp okusun ve sebeplere ve tabiata havale etmesinler. Buna rağmen çok insanlar bu harika ve açık mucizeleri görüp okuyamıyorlar ve inkara sapıyorlar. İnsanlar açısından mümkün olmayan zıtların cem edilmesi meselesi, aynı derecede insanlar gibi mahluk olan sebepler ve tabiat açısından da imkansızdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...