Block title
Block content

Niyet bir cihetle fıtrî ahvalin ölümüdür. Meselâ: Tevazua niyet onu ifsad eder, tekebbüre niyet onu izale eder.

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Birinci misâlden başlayalım: Bu cümleyi, “insan mütevazi olmak istiyorsa kibirli olmaya niyet etsin” şeklinde anlamak, elbette, doğru değildir. Aynı şekilde ikinci cümleyi de, “insan kendinden kibri izale etmek istiyorsa tekebbüre yani kibirlenmeye niyet etsin” şeklinde yorumlayamayız.

Bu ifadelerin yer aldığı paragrafta vicdanî hükümlerden söz edilir. Demek oluyor ki, vicdanî bir mesele zaten ruhta yerini bulmuştur ve hükmünü icra etmektedir. Onun için ayrıca bir niyet gerekmez. Eğer niyet edilirse, o vicdanî hüküm, gerçek mânâda, ruha hâkim olmamış demektir.

İnsan tevazuya niyet ediyorsa, bu kendisinde tevazunun bulunmadığındandır; “niyetin tevazuyu ifsat etmesi” böyle anlaşılmalıdır. Aynı şekilde, birisi kibirli olmaya niyet etmişse, bu niyet de onun kibirli olmadığının delilidir.

Yani bu niyet, o kötü sıfatın onun ruh dünyasından uzak olduğunu gösterir. Tevazu ve tekebbür birer fıtrî hâldir. Bunlara niyet edildiğinde, o fıtrî hâl ölür. Yani, o şahısta bu hâlin bulunmadığı ortaya çıkar.

Düşmana karşı görünüşte tekebbür göstermek gerçekte tekebbür olmayıp salih bir ameldir. Diğer vicdanî hükümler de bunlara kıyas edilebilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...