Irak'ta, Filistin'de, Afganistan'da kardeşlerimiz büyük eziyetler çekmektedirler. Cemaatin bu duruma tepkisiz kalmasının ya da az tepki göstermesinin hikmeti nedir acaba?


Risale-i Nur talebeleri daima hakkın ve mazlumun tarafındadır. Değil Filistinli veya Müslüman Kardeşler cemiyetine mensup Müslüman kardeşlerimizi, dünyanın herhangi bir yerinde farklı dinden ve farklı milletten mazlumlar da olsa onlar için dua eder, onlara manevi destek olurlar. Hadiselere sahip çıkmanın tek yolu mitingler ve siyasi dalgalanmalar değildir. Dua, tebliğ, iman ve ahlak dersleri de bir cihetle o kardeşlerimize yardım ve destek vermektir.

 Nitekim Risale-i Nurların dünyanın her yerindeki imana dair irşat ve tebliğleri, insanlara iman ve iman kardeşliğinin ne olduğu hakkında ciddi bir talim ve sağlam bir şuur veriyor. Kalp ve ruhlara hassasiyet bahşediyor. Bugün Türkiye’de İslami bir hassasiyet varsa ve İslam kardeşliği noktasında ciddi adımlar atılıyor ise, bunda Risale-i Nurların ve Nur talebelerinin payı çok büyüktür. Ama bu şuurlandırma sadece mitinglerle değil, hak ve hakikatı tebliğ ile olmuştur.

Nur talebelerinin meslek ve meşrebinde sokak politikaları olmadığı için, sessiz ve ilgisiz gibi duruyor. Halbuki iman ve ahlak hareketleri ile en büyük tepki ve mukabeleyi onlar veriyor. Bugün hükümet politikalarının önemli bir kısmı Risale-i Nurların projelerinin mukaddemesi niteliğindedir.

Mesela, "Kuvvetli olan haklı değildir, haklı olan kuvvetlidir." sözü Üstad Hazretlerine ait bir sözdür. Dünyaya, eninde sonunda, Allah’ın izni ile bu formül hakim olacaktır.

Diğer bir husus ise, bir cemaatten her türlü vazifeyi beklemek doğru olmaz. Nitekim Nurculuk bir parti ya da cemiyet olmadığı için, kurumsal bir tepki göstermesi mümkün değildir. Ama her bir Nur talebesi bireysel olarak elinden geleni yapabilir. Nitekim  yapıyorlar.

İhlas ile yapılan dua ve niyazın kuvvetini küçümsememek lazımdır. Zaten bundan başka da elden  bir şey gelmiyor. Bu sebeple "Bu olaylara soyut ve ilgisiz duruyorlar" tespiti doğru bir tespit değildir.

Her meslek ve meşrebin tarzı ve mücadele şekli başka başka olabilir. Zaten meşrep olmak bunu gerektiriyor. Nur cemaati miting ve sokak tepkilerine karşı değildir, lakin tarz olarak da bu şekil tepkilere de pek alışık değildir.

Hem miting alanlarında kimin hangi meşrepten olduğu nasıl tespit edilebilir ki? Belki ferdi olarak çok Nur talebesi de o alanlarda vardır. Zaten bu gibi ortak ve milli davalarda meşrepler öne çıkarılmaz. Bir yürek bir ümmet manası gösterilir. Şimdi her meşrep sahibi kendi meşrebini göstermek için pankart  açsa bu hiç de şık bir tavır olmaz.