Hayat için, "Kainatın sanat ve mahiyetçe en harika bir ziruhu..." denilmiştir. Hayat ziruh mudur, yoksa bu bir teşbih midir?


“Hayat, şu kâinatın en ehemmiyetli gayesi,.. hem san'at ve mahiyetçe en harika bir zîruhu,..”(1)

İnsanın cesedini ayakta tutan sır, nasıl ki ruh ise, kainatın ruhu ve en önemli mahsulatı da hayattır. Burada hayatın ruha izafe edilmesi bir teşbih ve mana kuvvetlendirmesidir. Yani hayat adeta kainata ve sanatlara bir ruh gibidir, denilmek isteniyor.

Gerçi hayat ile ruh sıkı bir münasebet içindedir, birbirini ikmal eden iki cevherdir. Lakin hayat ile ruh, özünde bir birinden farklı şeylerdir. Bu yüzden hayata ziruh diyemeyiz.

 Her ruh hayatlıdır, ama her hayat ruhlu değildir. Mesela, bitkilerin fertleri ve cüzleri hayata mazhardır, ama fert ve cüz olarak ruhları yoktur. Belki tür ve nev olarak teşekkülat kanunları onlara bir cihetle ruh oluyor, ama her bir bitkinin ferdi ve cüzü ruha sahip değildir.

(1) bk. Lem'alar, Otuzuncu Lem'a Beşinci Nükte.