"Hem bîtarafâne muhakeme namıyla veya insaf namına deyip, şıkk-ı muhalifi iltizam ede ede, tâ öyle bir hale gelir ki, ihtiyarsız taraf-ı muhalifi iltizam eder. Ona vâcip olan hakkın iltizamı kırılır..." cümlelerini açıklar mısınız?


"Bitarafane muhakeme" ifadesi, bir şeyi tarafsız bir açıdan düşünmek ve değerlenmek anlamındadır.

Mesela şeytan Kur’an’ı Allah kelamı olarak değil de tarafsız olmak için "Ne beşer kelamı olarak ne de Allah kelamı olarak  değerlendir ve öyle bak, o zaman Kur’an da var dediğin o yüksek meziyetler ve üstün beyan gücü kalacak mı?" diyerek insanları dalalete sürüklüyor. 

Üstad Hazretleri şeytanın bu ince hilesine karşı Kur’an’a tarafsız bir açıdan bakılamayacağını, tarafsız bakışın zımni olarak karşı görüşü kabul manasına geldiğini  ifade etmekle, şeytanın bu ince hilesini deşifre ediyor. Kur’an ancak  Allah tarafından, yani onun kelamı nazarı ile bakılırsa meziyet ve harikaları görünür. Yoksa tarafsız ya da beşer kelamı nazarı ile bakmak o harika nurları söndürür ve uçurur. O zaman objektiflik ve tarafsızlık yapıyorum diyen adam dinsizliğe sürüklenir ve karanlık içinde boğulur gider. Çokları bu tarafsız bakış aldatmacası ile imanlarını kaybediyor.

Bir kelamın arkasında kim varsa kelam ona göre güç kazanır. Mesela, bir tabur askere yürü emrini bir er verse, kimse kılını kıpırdatmaz. Ama aynı  emri bir albay verse, hepsi hareket ederler. Demek kelimelerin haysiyet ve gücü kelimeleri söyleyen kişiden geliyor. Şimdi Kur’an’ın ayetleri arkasında bir beşeri düşünsek, o ayetlerin bütün incelik ve hasiyetleri kaybolur. O yüksek maksatlar gizlenir. Bu sebeple kelam ile kelamı söyleyen arasında bir orantı oluşturmak gerekiyor. Şeytan bu orantıyı iskat edip düşürmek için tarafsızlık hilesini öne sürüyor.

İnsan bu tarafsızlık bakışını huy ve karakter edinirse, bütünü ile risk ve tehlike içine girer. Her şeye Allah’ın tarafından bakmayı esas alıp onu karakter edinmeliyiz. 

Soruda geçen kısmı okumak için tıklayınız:

Sözler, Yirmi Birinci Söz, İkinci Makam.