Rü’yetullah nedir? Bu konuda bazı görüş ayrılıkları olduğunu biliyoruz; ehl-i sünnet âlimlerinin görüşü nasıldır?


Bu konuda Ehl-i sünnetin görüşünü Mehmet Kırkıncı Hocamız "Kırk Soru Kırk Cevap" kitabında tafsilatıyla açıklamıştır. O cevabın ana hatları şöyledir:

“Rü’yetullah, müminlerin zamandan ve mekândan münezzeh olan Cenâb-ı Hakk’ı cennetten görmeleridir."

Ehl-i sünnet cemaati sırat-ı müstakimi takip etmiş, Cenâb-ı Hakk’ın âhirette müminler tarafından görülebileceğini, ancak bunun keyfiyetinin ve mahiyetinin bilinmediğini ifade etmişlerdir. “Mademki, Allah mevcuttur, öyle ise görülecektir. Zira mevcut olan her şey görülür; öyle ise Cenâb-ı Hak da görülecektir, fakat O’nu görmenin mahiyeti ve keyfiyeti meçhuldür.” demişlerdir. 

Ehl-i sünnet âlimleri, rü’yetullaha dair en kuvvetli delillerden birisinin şu ayetler olduğunu ifade etmişlerdir:

“O gün yüzler vardır, Rablerine bakıp parıldayan.” (Kıyame Suresi, 75/22-23)

Büyük âlim Konyalı Mehmed Vehbi Efendi bu âyetin tefsirinde şöyle buyurur:

"…  Binaenaleyh; ehl-i imanın, vacip Teâlâyı göreceklerini itikat etmesi vaciptir. Ehl-i sünnetin mezhebi de budur."

"… Âhirette rü’yet bir kuvvetle olur ki, o kuvvetin hâlıkı Allah u Teâlâ’dır. Kendi cemâlini görmekle müşerref kılmak istediği kullarında görmeye liyakat ve kuvvet halk eder ve gösterir."

Büyük alim merhum Ömer Nasuhi Bilmen de rü’yetle ilgili ayetin tefsirinde şöyle buyurmaktadır:

“Hazret-i Musa bir peygamber-i âlişandır. Eğer bu rü’yet haddizâtında mümteni olsaydı elbette o bunu bilir, böyle bir istirhamda bulunmazdı. Maahaza eğer rü’yetullah mümteni olsaydı, Cenâb-ı Hak, 'Ben görülemem.' diye buyururdu, 'Sen beni göremezsin!' diye buyurmazdı."(1)

(1) bk. Mehmet Kırkıncı, Kırk Soru Kırk Cevap, Zafer Yayınları.