Şeriatten çıkan Müslüman kalabilir mi? Alevi ve Şiilerin ifratkârâne muhabbetleri sonucu, ehl-i bid'a olmaları hakkında bilgi verir misiniz?


Şeriatın iki türlü haddi ve sınırı vardır. Birisi; muhkem ve temel sınırlarıdır ki; bu sınırları çıkan veya terk eden dinsizliğe ve zındıkaya düşer ki, ebedi cehennemden çıkamaz. Bu temel ve muhkem meseleler; Kur’an ve Sünnetin, inkarı kabil olmayan imana ve farza dair şeyleridir; imanın altı rüknü İslam’ın beş şartı bunlara örnek olarak verilebilir. Kim bunları inkar ederse dinden çıkar.

Şeriatın ikinci haddi ve sınırı ise; Kur’an ve Sünnette manası muhkem olmayıp, yani farzlar ve imana dair şeyler gibi kati olmayıp; ama istikametli manası ümmetçe tespit ve tayin edilen inanç ve hükümlerdir. Peygamber Efendimiz (asm) ümmetin bu ortak aklına ve tavrına Ehl-i sünnet ve'l-cemâat ismini vermiştir ki; kim bu sınırı aşarsa, yani ümmetin genel eğiliminden çıkarsa; ehli bid'adan sayılır. Ehli bida ise ehli ateştir; ama kafir ya da zındık değildir. Zira Kur’an ve Sünnetin temel ve muhkem meselelerini değil, ümmetin genel eğilim ve kabullerini terk ediyorlar, bu yüzden ehli bid'a zındık ve kafir sınıfına girmezler. 

Üstad'ın "Alevi ve Şiilerin müfritleri hadd-i şeriattan çıktıkları vakit, münafık değil, ehl-i bid'a oluyorlar" tabiri; şeriatın birinci haddi değil, ikinci haddi için geçerlidir. Bütün Ehli Sünnet alimleri, ehli bid'ati ehli kıble olarak kabul etmişlerdir. Ehli kıble ise; İslam dairesindedir, lakin İslam dairesi içinde de ehlisünnetin dışındadırlar, zaten ehl-i bid'at olmaları oradan geliyor.

Ehli Bid'at imanla kabre girebilirse, günahlarının ve bidatlerinin cezasını çektikten sonra cennete girebilecektir. Ebedi olarak cehennemde kalmazlar. Ebedi cehennemde kalanlar; ancak dinsiz ve kafirlerdir. Yalnız bazı ehlisünnet alimleri, bidatin imansız kabre gitmeye sebep olabileceği üstünde durmuşlardır. Yani bidatleri hayata nakşetmek, Allah korusun, imansızlığa insanı sevk edebilir. Üstad'ın "Her günah içinde küfre giden bir yol vardır." demesi meseleye ışık tutar kanaatindeyiz.