"Bu ikinci vuku’da 14’üncü asr-ı Muhammedîde ve Avrupa terakkiyatıyla iftihar ettiği ve yirminci asır namını alan bugünde, ehl-i fetretin putperestliğinin daha feci bir surete giren suretperestliğinin kökü kesileceğini..." İzah eder misiniz?


"Nasıl ki bu hâdise-i semâviyenin birinci defa vukuu, (başta insan suretinde yapılmış Hubel tâbir ettikleri büyük putlarıyla 360 putu ilâh kabul eden) müşrikîn i Kureyş’in helâkine netice vermişti. İnşaallah bu ikinci vuku’da 14’üncü asr-ı Muhammedîde ve Avrupa terakkiyatıyla iftihar ettiği ve yirminci asır namını alan bugünde, ehl-i fetretin putperestliğinin daha feci bir surete giren suretperestliğinin kökü kesileceğini bize ilân ediyordu."(1)

Buradaki "semavi hadise" Kur’an’ın nazil olmasıdır ve bu nüzul ile Mekke putperestliği helak olmuştur.

"İkinci semavi hadise" de Kur’an’ın on dördüncü asrında bir yönü ile ahir zamanda putperestliğin yerini alan suretperestliği kökünden kesip helak etmesidir.

Suretperest görünüş; surete çok kıymet veren esasa kıymet vermeyen, resimleri çok seven ve meftun olan demektir ki, bu asrın en büyük manevi hastalıklarından birisidir.

Kur’an’ın manevi bir mucizesi olan Risale-i Nur, bu zamanda vermiş olduğu tahkiki iman dersleri ile suretperestliğin kökünü inşallah kazımakta ve insanları bu vartadan kurtarmaktadır.

(1) bk. Barla Lahikası, 231. Mektup.