Üstad, Eski Said Dönemi'nde yazdığı eserlerinin okunmasına ve neşrine izin vermiş midir?


Üstad Hazretlerinin eserlerinin, Eski Said ve Yeni Said eserleri diye ayrılması, Tarihçe-i Hayatında da malum olduğu üzere  Ankara'ya gelene kadar yazdığı eserler ile Van'a gidip oradan mücahede-i maneviyeye başlayıp hayatının sonuna kadar yazdığı eserler olmasındandır. Üstad Hazretlerinin tabiriyle "Eski Said bir parça siyasete girdi. Fakat Yeni Said dünyaya tamamen sırtını döndü" Siyasete girmek meselesi, elbette devlet idaresine talip olmak anlamında değildi.

Sadece devleti idare edenlere hakikati anlatıp, onlar vasıtasıyla İslâm'a hizmet etmeye çalışmanın ve gayret etmenin bir yolu olarak görünüyordu. Fakat Yeni Said Dönemi tamamen iman ve Kur'an hizmetinden ibarettir.

Risalelerde geçen şu ifadeler bu meseleyi izah etmeye kafidir:

"İşte, böyle hadsiz bir hayat-ı ebediyeye çalışmayı ve imân gibi kudsî bir nura hizmeti bırakmak, ihtiyarlık zamanında lüzumsuz, tehlikeli siyaset oyuncaklarına atılmak, benim gibi alâkasız ve yalnız ve eski günahlarına kefaret aramaya mecbur bir adamda ne kadar hilâf-ı akıldır, ne kadar hilâf-ı hikmettir, ne derece bir divaneliktir; divaneler de anlayabilirler."

"Amma 'Kur'ân ve imanın hizmeti niçin beni men ediyor?' dersen, ben de derim ki:"

"Hakaik-i imaniye ve Kur'âniye birer elmas hükmünde olduğu halde, siyasetle âlûde olsaydım, elimdeki o elmaslar, iğfal olunabilen avam tarafından, 'Acaba taraftar kazanmak için bir propaganda-i siyaset değil mi?' diye düşünürler. O elmaslara âdi şişeler nazarıyla bakabilirler. O halde, ben o siyasete temas etmekle, o elmaslara zulmederim ve kıymetlerini tenzil etmek hükmüne geçer. İşte, ey ehl-i dünya! Neden benimle uğraşıyorsunuz, beni kendi halimde bırakmıyorsunuz?.."(1)

İşte Üstad hazretleri eski said Diye nitelendirdiğimiz zamanında yazdığı eserleri 1950'li yıllarda yeniden gözden geçirip tashih etmiştir. bu konuyu " varislerim" dediği talebelerinden öğreniyoruz. mesela, "Rahmetli Bayram Yüksel" Ağabey'in hatıralarında bu konu oldukça geniş bir şekilde anlatılmaktadır.

(1) bk. Mektubat, On Altıncı Mektup.