"Marziyât-ı Rabbâniyesi olan İslâmiyet" ifadesini açıklar mısınız? Namaz neden ilk sırada yer alıyor?


İslâm kelimesi "selâm"dan gelmektedir; emin ve huzurlu olma demektir. Mümin olan kimsenin iki cihanda mesut olabilmesi için İslâm’ın şartlarına uyması, başta namaz olmak üzere bütün İlâhî emirlere riayet etmesi gerekir. Namaz kılmak ve oruç tutmaktan, tâ yeme ve içme adabına kadar Rabbinin razı olduğu her şeyi hayatına mal etmesi icab eder. Marziyat-ı Rabbaniye dairesinde yani Rabbinin razı olduğu şekilde  bir ömür süren kişi, cennete layık olur ve o saadet menziline gönderilir.

Sorunun ikinci kısmına gelince:

Bir âyet-i kerîmede,  “Muhakkak ki namaz hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak ise elbette en büyük ibadettir.” (Ankebût Suresi, 29/45)  buyurulmuş, Peygamber Efendimiz (asm.) de Allah’ı anmanın en mühim bir esası olan namazı “dinin direği” olarak vasfetmiştir. İslâm'ın diğer iki şartı olan oruç ve hac için yılın sadece belli bir dönemi tahsis edilmişken, namaz günde beş kere farz olarak kılınır, ayrıca kerahat vakitleri dışında kuşluk namazı, gece namazı, evvabin namazı, abdest namazı gibi birçok sünnet namazları eda edilir. 

Dinin direği olan namazı terk eden bir insan zekâtını da vermez, hacca da gitmez. Burada orucun hususi bir durumu vardır. Namaz kılmayan çoğu kişilerin oruç tutmaları Allah’ın ayrı bir ihsanıdır. Oruç tutan kişi beş vakit farz namazını ihmal etse de Ramazan’da teravih namazlarını kısmen de olsa kılar. Cuma ve bayram namazlarını eda eder.

Namazın özellikle zikredilmesinin bir sebebi de şu olabilir: Bilindiği gibi, ibadetler malî ve bedenî olmak üzere ikiye ayrılır. Namaz bedenî ibadetleri, zekât ise malî ibadetleri temsil etmektedir. Namaz bütün müminlere farz olduğu halde, zekât sadece zenginlere farz kılınmıştır.