AHİR ZAMANIN ÖZEL MÜNACATI: CEVŞENÜ’L-KEBİR


"Ahir zamanla ilgili hadislerde rivayette vardır ki: 'Âhir zamanın eşhas-ı mühimmesinden olan Süfyan’ın (deccalın) eli delinecek.'(1) Allahü â’lem bunun bir tevili şudur ki: Sefahat ve lehviyat için gayet israf ile elinde mal durmaz, israfata akar. Darb-ı meselde deniliyor ki, 'Filân adamın eli deliktir.' Yani çok müsriftir. İşte, 'Süfyan israfı teşvik etmekle, şiddetli bir hırs ve tama’ı uyandırarak insanların o zaîf damarlarını tutup kendine musahhar eder.' diye bu hadîs ihtar ediyor. 'İsraf eden ona esir olur, onun dâmına (tuzağına) düşer.' diye haber verir.”(2)

Bu sebepledir ki Yüce Peygamberimiz (asm);

"Deccal zamanında mü'minlerin yemeği, meleklerin taamı olan tesbih ve takdisler olacaktır. Kim o günde dilinde tesbih ve takdis olursa, Allah ondan açlığı giderecektir."(3)

"Akşam ve sabah Allah’ı zikretmek (tefekkür etmek), Allah yolunda kılıçların kırılmasından ve yine Allah uğrunda malı, saçarcasına infak etmekten daha faydalıdır."(4)

buyurmuşlardır. İbn-i Hacer bu hadisin şerhinde şu açıklamayı yapar:

“Burada zikirden maksat, kâmil manadaki zikirdir. Bu ise lisanen zikrederken kalple de hamdetmek ve fikren de Allah’ın azamet ve celalini tefekkür etmekle olur. Nitekim dil, kalp ve fikirle beraber icra edilen bir zikrin sevabı hiçbir amel ile muvazeneye gelmez."(5)

Esma-i hüsna ile örgülenmiş muhteşem bir marifet ve tevhid dersi olan Cevşenü'l-Kebir ile kul, Allah’ın azamet ve celalini tefekkür eder, kendisinde ve kâinatta tecelli eden ilâhî sıfat ve isimlerin güzelliğini görünce onlara hayran olur, onların tecellisine mazhar olmak ister. İnsandaki bu terakkiyat esma-i hüsna vesilesiyle olur.

Çünkü esma-i hüsna, tevhid ve akaidle ilgili beş temel esası ortaya koyar:

1. Bir kısmı Cenab-ı Hakk’ın varlığını bildirir. Allah’ın Hay, Bâki, Kayyum gibi sıfatları O’nun varlığını inkâr edenleri reddeder.

2. Bir kısmı, Cenab-ı Hakk’ın birliğini ispat eder. O’na hiçbir varlığın eş ve ortak olmadığını ortaya koyar. Vahid, Ehad, Samed, Ganiy gibi sıfatlar, bazı varlıkları Allah’a ortak koşan müşrikleri reddeder.

3. Bir kısmı, Cenab-ı Hakk’ın bütün noksan sıfatlardan uzak olduğunu, hiçbir varlığa benzemediğini ve kimseye muhtaç olmadığını gösterir. Kuddûs, Muhît, Mecid gibi sıfatlar Allah Teâlâ’yı varlıklara benzeten müşebbihe taifesini reddeder.

4. Bir kısmı, bütün varlıkların var olmasında tek sebebin Cenab-ı Hak olduğunu bildirir. Halik, Bari, Musavvir, Kavi gibi isimler, varlıkların ortaya çıkmasını bir takım sebep-sonuç ilişkisi ile anlatmaya çalışan ve Yüce Yaratıcı’yı unutan maddecileri reddeder.

5. Bu güzel isimlerin bir kısmı da bütün âlemi tedbir ve idare edenin Cenab-ı Hak olduğunun delilidir.(6)

İşte, gayet yüksek bir marifet dersi olan Cevşenü'l-Kebir yukarıda sıralanan beş esası kalplere ve akıllara nakşeder; mü’minin imanı artar, kalbi tenevvür eder.

Evet, Cevşenü'l-Kebir gibi muhteşem bir marifet dersini Risale-i Nur ışığında meallendiren Ümit Şimşek çalışmasıyla Cevşen’de geçen isimlerin derinliğini idrak etmede bize bir ipucu vermektedir. Bu güzel meal çalışmasından Cevşenü'l-Kebirin birinci ukdesini istifadeye medar olması açısından takdim ediyoruz:

"Allah'ım,

Senin isimlerinle sana münacatımı arz ediyor ve onların şefaatine sana niyaz ediyorum.
Ey bütün noksan sıfatlardan münezzeh ve müberrâ, bütün kâmil sıfat-ı ezeliyeyi câmi, bütün esmâ-i hüsnâsının Müsemmâ-yı Zülcelâli, Vâcibü'l-Vücud ve Vâhid-i Ehad ve yegâne hak mâbud olan Allah,

Ey şefkat ve merhametinin eserleri kâinatı dolduran ve cennet O’nun isminin bir cilvesi, saâdet-i ebediye bir lem'ası ve dünyadaki bütün rızık ve nimetler bir katresi olan Rahmân,

Ey rahmeti her şeyi kuşatan ve kâinattaki bütün in'âmât ve ihsânât, af ve rahmet, şefkat ve merhamet O'nun eseri olan Rahîm,

Ey ilm-i zâtîsi ezelden ebede her şeyi her şe'niyle beraber ihâta eden ve hiçbir şey, hiçbir zamanda, hiçbir vecihle Onun nûr-u ilminden gizlenemeyen Alîm,

Ey günahkâr kullarına onca isyanlarına rağmen tövbe ve ricâ kapısını açık bırakıp, onları rahmet ve keremiyle rızıklandırmaya devam eden Halîm,

Ey bütün mevcûdâtı bütün ahvâliyle kabza-i rubûbiyetinde tutan ve hudutsuz sıfat ve isimlerin tecelliyâtı zerreden Arş-ı Âzama kadar her şeyi şe'niyle ihâta eden Azîm,

Ey her şeyi hikmetle yapan, her işi hikmetle gören ve bütün intizâmâtın ve nizamların ve muvâzanelerin menşei olan hikmetinin eserleri müdebbirâne, mürebbiyâne eşyâda, menfaatlerinde ve maslahatlarında görünen Hakîm,

Ey ezelden beri zât ve sıfât ve esmâsıyla var olan ve hâdis ve gelip geçici mevcûdâta müşâbehetten hadsiz derecede münezzeh ve mukaddes bulunan Kadîm,

Ey zât ve sıfât ve esmâsında kaim ve bâkî olan, kıyâm ve bekası için hiçbir sebebe hiçbir vecihle muhtaç bulunmayan ve zevâl ve fenâ şüphesinden nihâyet derecede münezzeh olan Mukîm,

Ey bütün zîhayatları zevk ve sefâlarına yardım edecek binler iştihâ ve duygu ve âlet ve cihazlarla teçhiz ve tezyin edip nihayetsiz rahmet hazinelerinin süslü ve tatlı nimetlerini önlerine seren ve umum masnûâtın hilkatindeki tezyinat ve terbiyesindeki inâyet-i tâmme üzerinde hadsiz keremi tezâhür eden Kerîm,

Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve cehennemden halâs et."(7)

Ahir zamanın fitnelerinden korunabilmek için Allah’ın isim ve sıfatlarının siperine girebilmemizi Cenab-ı Hak nasip etsin. Âmin.

Kaynaklar:

(1) Hâkim, Müstedrek, 4:520; Aliyyu’l-Muttaki, Kenzu’l-Ummal, 11:125.
(2) Şualar, Beşinci Şua.
(3) Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevî, Ramuz el-Ehadis, s. 312-317.
(4) Tirmizî, Daavât 6.
(5) Mehmed KIRKINCI, Zikrin Ehemmiyeti.
(6) İbnu Hacer. Fethu’l Bari,12/525.
(7) Ümit Şimşek, Risale-i Nur Işığında Cevşen Meali, s.1-4, Zafer Yayınları, İstanbul, 1992.