Risale-i Nur okumanın yaşı var mı? 15 yaşında okunmaz, şeklindeki düşüncelere karşı ne cevap verilebilir?


Risale-i Nur iman hakikatlerini ders verdiği için muhatabı zehirlemez, aksine daha sağlıklı daha sağlam daha nurani daha kaliteli bir Müslüman yapar. Henüz kalbi ve ruhu kirlenmemiş çocuklara ve gençlere verilecek en güzel ders, onun zihnine uygun şekilde Risale-i Nur'un imana dair hakikatleridir. Bu sebeple "Risale-i Nur bu yaşta okunmamalı" demek büyük bir gaflet ve mahz-ı hatadır.

15 yaşındaki bir genci menfi felsefeye dair fikir ve kitaplar zehirler. Gençler dine karşı olan bu tarz görüş ve fikirlerden korunmalıdır. Gençleri korumanın en güzel yolu da kalp ve ruhlarına iman hakikatlerinin nakşedilmesidir.

Risale-i Nur her yaştaki insana tam bir şifa elzem bir ihtiyac-ı manevidir. Risale-i Nur öyle tesirli ve mücerreb bir ilaç ki kesinlikle yan etkisi, menfi tesiri bulunmuyor.

İslam talim ve terbiyesi anne karnında başlar mezara kadar devam eder. Hâl böyle iken insanın en önemli en verimli en hassas dönemi olan çocukluk ve gençlik yaşlarında, dini talim ve terbiyeden mahrum edilmesi tam bir cinayet olur.

İnsanın hayatını ve karakterini tayin eden, çocukluk ve gençlik döneminde aldığı talim ve terbiyedir. Bu sebeple bu dönemlerde Risale-i Nur'un talim ve terbiye edilmesi hayati bir öneme sahiptir.

Tabi bu talim ve terbiyenin çocuk ve gençlerin seviyesine inilerek yapılması ve onların anlayabileceği bir dil ve üslup ile verilmesi de hayati bir öneme sahiptir. Bazı yanlış üslup ve dil ile çocukları ve gençleri usandırıp Nurlardan uzaklaştırmak, pedagojik bir metot hatasıdır, bunlara da dikkat etmek gerekiyor.

Üstadımızın değil gençlere, çocuklara ne kadar önem verdiğini gösteren bir mektubu burada takdim edelim:

"Emirdağının Mânidar Bir Hâtırası"

"Beş seneden beri teneffüs için Emirdağının etrafında paytonla gezdiğim zaman, garip bir tarzda, bir yaşından yedi yaşına kadar küçücük çocuklar, valide ve pederlerine karşı gösterdikleri alâkadan ziyade bir iştiyakla paytonuma koşup elime sarılıyorlardı. Hattâ bir iki defa payton altına düşüp harika bir tarzda zarar görmeden kurtuldular. Hattâ hiç beni görmeyen, bilmeyen bir ve iki, üç yaşında çocuklar yalın ayak dikenler içinde koşa koşa paytona yetişiyorlar, büyük adamlar gibi temenna edip 'Elinizi öpelim.' derlerdi. Bu hale hem ben, hem kardeşlerim ve görenler hayret ediyorduk. Bu hal bir mahalleye mahsus değil; her tarafta hattâ köylerinde aynı hal devam ediyordu."

"Beni aldatmayan bir hatıra-i hakikatle benim ve arkadaşlarımın kanaatimiz geldi ki, bu mâsum taifenin masumiyetleri cihetiyle, sevk-i fıtrî denilen bir hiss-i kablelvuku ile Risale-i Nur'un bu memlekette mâsum çocuklara ve kendilerine çok menfaati olacak diye, akıl ve fikirleri derk etmediği halde, o mâsumâne hisle Risale-i Nur'un manası itibarıyla tercümanına, annesine yalvarmasından ziyade bir iştiyakla koşuyorlardı."

"Biz de bir hiss-i kablelvuku ile hissediyoruz ki, ileride bu küçük mâsum mahlûklarda büyük Nurcular çıkacak. Ve ileride Nur'un has şakirtleri olacak ki, bu vaziyeti gösteriyorlar."

"Ben de bu nevi küçücük mâsumları, evlâdım olmadığından, evlâd-ı mâneviye olarak dualarıma umumen dahil ettim. Her sabah bunları da Nur talebeleriyle beraber dualarımda yâd ediyorum."

"Hem onlardan bir yaşındaki mâsumu, kırk yaşındaki lâkayt bir adama tercih etmeye sebep, bunlar günahsız ve samimî bir alâka göstermesinden, elbette onları, sevk eden bir hakikat var. Ben de o cihetten onları; büyüklere temenna ettiğim gibi, onların temennalarına ciddî mukabele ediyorum."

"Hem mâsumiyetleri, hem ileride tam Nurcu olmalarına binaen, dualarını kendi hakkımda makbul olacak diye onlara derdim: 'Madem siz benim evlâd-ı mâneviyem oldunuz. Ben de size dua ediyorum. Siz de günahınız olmadığı için, duanız benim hakkımda inşaallah makbuldür. Siz de bana dua ediniz. Çünkü ziyade hastayım.' derdim."

"Ben ve benim yanımdaki kardeşlerimin kuvvetli bir ihtimalle kanaatimiz geliyor ki, masonlar ve zındıkların plânı ile bolşevizm tarzında gençleri terbiye etmek için bir vakit bazı mektepler açıldığı ve sonra değişen bu mekteplerle gençleri ifsada çalıştıklarına mukabil, İslâmiyetin kahraman bayraktarı olan Türk milletinin mâsum küçük yavruları, nuranî bir intibah ve bir hiss-i kablelvuku ile Nurlardan ders almaları, gençlerin başına gelen o belâya karşı bir mukabeledir ki, inşaallah o yavruların hem kendileri, hem gençler, mason ve zındıkların şerlerinden kurtulmasına bir işarettir ki, bu acip vaziyeti gösteriyorlar."(1)

(1) bk. Emirdağ Lahikası-II, 76. Mektup.