"İnsan-ı ekber olan kâinat dahi, mütedahil ve birbiri içinde bulunan daireler gibi, binler âlemleri ihtiva ediyor." Kâinata neden "büyük insan" denilmiş ve "evrenin binler âlemi içine alması" ne demektir?


İnsan kâinatın misal-i musağğarıdır. Misal-i musağğar, küçültülmüş misal demektir. Kâinât büyük âlem, insan ise onun küçültülmüş bir numunesi olan küçük âlemdir. Bu teşbih Nur Risaleleri’nde çokça geçer.

Bir risalede, “insanın bu kâinât ağacının en son ve en cemiyetli meyvesi olduğu” ifade edilir. Meyve ise ağacın küçültülmüş hâli gibidir. Ondaki çekirdek, ağacın bütün hususiyetlerini netice verecek bir programa sahiptir.

Nur Risalelerinde beyan edildiği gibi, kâinattaki levh-i mahfuzun küçük bir misali insanın hafızasıdır. Âlem-i misalin bir numunesi insanın hayâlidir. Taşların misali kemikler, toprağın misali ise etlerdir.

Ruhlar âlemi insanın ruhuyla temsil edilirken, bu varlık âleminin “şehadet ve gayb” (görünen ve görünmeyen) olarak iki kısma ayrılmasının da bir küçük misali insanın “bedeni ve ruhudur.”

Melekler âleminin bir küçük misali de insanın ruh dünyasında kaynaşan hissiyattır. Arş, bütün âlemlerin bir idare merkezi olduğu gibi “Kalb de bir arştır.”, o da beden âleminin emir ve komuta merkezidir.

Daha böyle yüzlerce cihetten insanla kâinat arasında bir münasebet vardır; ağaçla meyve arasındaki münasebet gibi.

"İnsan denilen sarayın cevherleri, bir kısmı âlem-i ervahtan, bir kısmı âlem-i misalden ve levh-i mahfuzdan ve diğer bir kısmı da hava âleminden, nur âleminden, anasır âleminden geldiği gibi; hâcâtı ebede uzanmış, emelleri semavât ve arzın aktarında intişar etmiş..."(1)

Evrende binler âlemlerden misal olarak aşağıdaki ifadeler verilebilir:

 "Âlem-i ziyâ, âlem-i hararet, âlem-i hava, âlem-i kehriba, âlem-i elektrik, âlem-i cezb, âlem-i esir, âlem-i misal, âlem-i berzah gibi âlemler arasında müzahame ve yer darlığı yoktur. Bu âlemler, hepsi de ihtilâlsiz, müsademesiz küçük bir yerde içtima ederler."(2)

Ayrıca Üstad Bediüzzaman, "Rabbül alemin" ifadesinden kainattaki alemlerle ilgili şu çarpıcı izahı yapmaktadır:

"Semâvâtta binler âlem var. Yıldızların bir kısmı, herbiri birer âlem olabilir. Yerde de herbir cins mahlûkat birer âlemdir. Hattâ herbir insan dahi küçük bir âlemdir. رَبُّ الْعَالَمِينَ tabiri ise, “Doğrudan doğruya her âlem, Cenâb-ı Hakkın rububiyetiyle idare ve terbiye ve tedbir edilir” demektir. (3)

İlave bilgi için tıklayınız:

"Âlem" kelimesinin içinde geçtiği kavramları izah eder misiniz?

Dipnotlar:

1) Lem'alar, On Yedinci Lem'a

2) Mesnevi-i Nuriye, Zeylü'l-Habbe.

3) Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, Dördüncü Mebhas.