"Bak nasıl su, hava, ziya ve toprak, hususan kar, bunların her birisi âdeta emr-i İlahinin vahdetine veya o vahdani olan emrin telakkisine karşı temsil-i vazife için denize kesilmiş katrelerdir gör." denize kesilmekle birlikte izah eder misiniz?


"Ey kardeş bil, bak ve gör ki: Sani-i Kadir, ruy-i zemin sathında hayvanat ve nebatattan nasıl milyonlarca âlemleri dercetmiş.. Öyle ki, o âlemlerden her birisi, birer deniz gibi iken, tavzif için katreler halini almıştır. Mesela karınca taifesinin, ruy-i zemini küçücük hayvanat cenazelerinden temizlemek için tavzifi gibi… Hem o katreler zemin yüzünü baştan başa âdeta bir tabaka halinde kaplamış veyahut küllî-i zû cüz’iyata dönen küll-ü zû ecza gibi bir vaziyet almışlardır. Bak nasıl su, hava, ziya ve toprak, hususan kar, bunların her birisi âdeta emr-i İlahînin vahdetine veya o vahdani olan emrin telakkisine karşı temsil-i vazife için denize kesilmiş katrelerdir gör."(1)

Denizin damlaları nasıl denizin tekliğine birliğine işaret ve delalet ediyor ise aynı şekilde su, hava, ziya, toprak, kar vesaire gibi unsurlar da bir tek denizin damlaları misali bir tek İlahın emirleri ile idare ve terbiye olunuyorlar.

Bu unsurlar arasındaki mükemmel ilişki, ahenk, alışveriş, dayanışma ve cevaplaşma bu unsurların bir tek İlahi emirle idare edildiğinin en büyük ispatı ve en bariz işareti oluyor. Nasıl deniz ile damla arasında bir bütünlük ilişkisi bulunuyorsa, kâinattaki unsurlar arasında da benzer bir ilişki bulunuyor. Kimse kalkıp deniz ile denizin damlaları iki farklı elden, iki farklı kanun ile idare ediliyor diyemez.

Diğer bir mana “denize kesilmiş” ifadesi, deniz misali anlamında kullanılıyor. Yani sanki kar, yağmur, dolu gibi yağışlar havada bulunan gizli bir denizden damlıyorlar gibi bir vaziyet almışlar, İlahi emir ile yeryüzüne iniyorlar. Toprak da deniz misali her bir zerresiyle tevhide işaret eder. 

1) bk. Mesnevi-i Nuriye, (trc. Badıllı).