Üstadımızın "Ey nefs-i nadan" , "Ey nefs-i bihuş" , "Ey haddinden tecavüz etmiş nefs-i pürvesvas" , "İşte ey tembel nefsim" ifadelerini kullanmasının hikmeti nedir?


Evvela şunu ifadeedelim: Bütün bu sayılanlar nefsin sıfatlarıdır. Yani, nefis hem nadandır, hem bîhuştur, hem haddinden tecavüz eder, hem de tembeldir.  Ancak, Üstad Hazretleri konuya göre bu hususiyetlerden en uygun düşenini tercih etmiştir.

Ey nefs-i nâdan’: Nâdan; cahil mânâsına gelir. Sualde geçen meseleler arasında hakikatte bir zıtlık yokken, nefis cehaletinden dolayı bir zıddiyet olduğunu zannetmiştir. Bu yüzden, nefsin nâdan olduğu nazara verilmiştir.

‘Ey nefs-i bîhuş’: Bî-hûş; “akıl erdiremeyen, fikirsiz” demektir. İnsanın nefsi, ani yaratmayla alâkalı âyetlerle, tedricî yaratmayı haber veren âyetler arasındaki münasebeti anlayamadığı ve bunların nasıl tevfik edildiklerine akıl erdiremediği için bu tabir kullanılmıştır.

‘Ey haddinden tecavüz etmiş nefs-i pürvesvas’: Kurbiyet, bu’diyet, mirac ve yetmiş bin perde gibi meseleler nefsin vesveselerine bir derece açıktır. İyi anlaşılmazlarsa nefis ve şeytan bu konularda kalbe vesvese verebilir ve insanı aldatabilir.

‘İşte ey tembel nefsim’: Namazın hakikatinden bahseden bu Şua'da, insan nefsinin namaz kılma konusunda tembel davranması dolayısıyla bu ifade kullanılmıştır.