"Evet, geçmiş zamanda vukua gelmiş olan mu’cizat-ı kudret, Sâniin bütün imkânat-ı istikbaliyeye kadir olduğuna kati şahit ve burhanlardır." İzah eder misiniz?


“Evet, geçmiş zamanda vukua gelmiş olan mu’cizat-ı kudret, Sâniin bütün imkânat-ı istikbaliyeye kadir olduğuna kati şahit ve burhanlardır.”(1) 

Bu kısa paragrafı bir cümle ile şu şekilde izah edebiliriz: “Geçmişte yaptıklarımız gelecekte yapacaklarımızın teminatıdır.” 

Allah, Hazret-i Âdem (a.s)’ın döneminden bu yana, katrilyonlarca canlıyı yoktan var ederek gücünün her şeye yettiğini ispat etmiştir. Bunlar kudretinin büyüklüğünü ortaya koymuş iken "Acaba insanı ikinci kez diriltebilir mi?" diye bir şek ve evhama kapılmak ahmaklıktan başka bir şey ile izah edilemez.  

Bir kitabı yoktan yazan ve ciltleyen bir adama, "Acaba bu kitabın sayfalarını eli ile çevirebilir mi?" diye endişe ve şüphe içine düşmek divanelik olur. Yine faraza bir eli ile Ağrı dağını elinde tutan hatta bazen elinde top gibi çeviren bir zata, "Yolumuzu kapatan şu küçük kayayı kaldırabilir mi?" diye şüphe iras etmeye kalkmak aptallık olur. 

Allah’ın sonsuz kudreti geçmişte sayısız iş ve icraatlar yaparak kendini gösterip ispat etmiş iken, böyle bir kudrete karşı "Acaba gelecekte şunları yapabilir mi, bunlara gücü yeter mi?" demek cahillik ve aptallık olur. 

İnsanı yoktan var eden bir kudretin, insanı öldükten sonra ikinci kez diriltmesi, daha kolay ve daha basittir.

1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Şule.