Kastamonu Lahikası 51. Mektup'un "Aziz kardeşlerim ve sıddık arkadaşlarım" şeklinde başlamasının hikmeti ne olabilir?


"Aziz Kardeşlerim ve Sıddık Arkadaşlarım!

Var olunuz, bahtiyar olunuz. Sizin pek ciddî sa’y ü gayretiniz hem burada, hem başka yerlerde şevk ve gayreti uyandırıyor. ..."(1)

Üstad Hazretleri, Risale-i Nur'un birçok yerinde "kardeşlerim" ve "arkadaşlarım" diye iki gruba hitap etmiştir. Bazen de "yoldaşlarım" diye ayrıca bir gruba da hitap etmiştir. Nadir olarak ta "kahramanlar", "varislerim" ve "taleberim" diye de hitap etmişlerdir.

"Aziz, sıddık kardeşlerim ve Nur'un genç kahramanları! ..."(2)

"Aziz, sıddık kardeşlerim ve hizmet-i Kur'aniyede ve imaniyede halis arkadaşlarım ve hak ve hakikat ve berzah ve ahiret yolunda ayrılmaz yoldaşlarım!"(3)

Kastamonu Lahikası'ndaki bu mektupta da bu iki gruba hitap etmişlerdir. Bu mektuptaki önemli nokta sıddık sıfatını genelde "kardeşlerim" diye hitap ettiği gruba tavsif ederken, nadir olarak burada "arkadaşlarım" diye hitap ettiği gruba bu sıfatı layık görmüştür. 

Ayrıca başka bir mektupta da "sıddık" yerine "sadık arkaşlarım" diye de hitap etmişlerdir.

"Aziz ve sıddık kardeşlerim ve fedakâr ve sadık arkadaşlarım! ..."(4)

Üstad Hazretleri kişilerin meziyetlerine, fıtrat ve makamlarına göre hitap ederdi. Belki de buradaki mektupta hitap ettiği kişilerle ilgili bir nedenden dolayı öyle uygun görmüşlerdir.

Örneğin Külliyat'ta, mektuplarda hep "Besmele" ve / veya İsra suresi 44. ayetiyle ve selamla başlarken, bir doktora yazdığı mektupta nadir olarak "Merhaba" diye başlamıştır.

"Merhaba ey kendi hastalığını teşhis edebilen bahtiyar doktor, samimi ve aziz dostum!"(5)

Refet Ağabeye özel hitap eden mektuplarda, aşağıda görüleceği gibi zeki, müdakkik vb. ifadeler kullanmıştır.

"Aziz, sıddık, müdakkik ahiret kardeşim ve mütefekkir ve hakikatlı arkadaşım Re'fet Bey! ..."(6)

"Geçmiş nükteden bahsederken hüdhüd-ü Süleyman’dan bahis açıldı. Israrcı ve sualci bir kardeşimiz: ...(HAŞİYE)"

"Haşiye: Sual etmekte çalışkan ve yazmakta tenbellik eden Refet'tir."(7)

Bunun bir başka nedeni de şu olabilir:

Ayrıca hitap ettiği bu üç grubun, talebe, kardeş ve dost taifesiyle de ilgili olduğunu düşünüyoruz.

Genellikle "Yoldaşlarım" ifadesiyle "dost" grubunu, "Arkadaşlarım" ifadesiyle "kardeş" grubunu, "Kardeşlerim" ifadesiyle "talebe" grubunu kast etmiş olabilir.

"Ziyaretçilere ait bazı dostlar tarafından ihtar ile bir düstur izah edilmek istenilmiştir. Onun için yazılmıştır. ..."

"İkinci cihet, sırf Kur’ân-ı Hakîmin dellâlı olduğum cihetledir. Bu kapıdan girenleri ale’r-re’si ve’l-ayn kabul ediyorum. Onlar da üç tarzda olur:...Ya dost olur, ya kardeş olur, ya talebe olur"(8)

Ayrıca talebe grubu aynı zamanda kardeştir. Kardeş grubu da aynı zamanda dosttur. Yani üst grup, alt grubu her zaman kapsar. Risalelerde hitaplar bunun için birbirine yakın manada kullanılmışlardır.

"Ahiret kardeşlerim ve çalışkan talebelerim Hüsrev Efendi ve Re'fet Bey! ..."(9)

Dipnotlar:

1) bk. Kastamonu Lahikası, 51. Mektup.

2) bk. Emirdağ Lahikası-II, 50. Mektup.

3) bk. Şualar, On Üçüncü Şua.

4) bk. Kastamonu Lahikası, 53. Mektup.

5) bk. Barla Lahikası, 68. Mektup.

6) bk. age., 261. Mektup.

7) bk. Lem'alar, Yirmi Sekizinci Lem'a, Beşinci Nükte.

8) bk. Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, Dördüncü Mebhas.

9) bk. age., Yirmi Sekizinci Mektup, Üçüncü Mesele.