İktisat Risalesinde insanların gözünü devlet kapısına dikmesinin sakıncalarından bahsediliyor. Devlet dairesinde çalışma hakkında bilgi verir misiniz?


İktisat risalesinde devlet memurluğu ile sair kazanç yollarının mukayesesi maddi gelir nokta-i nazarındadır. Makam mevki ve şöhret ciheti ise risalelerde iki şekilde ele alınmaktadır.

Birincisi ve kişinin dendisine bakan boyutu Risalelerde şu şekilde izah edilmektedir:

"İnsanda, ekseriyet itibarıyla, hubb-u cah denilen hırs-ı şöhret ve hodfuruşluk ve şan ve şeref denilen riyâkârâne halklara görünmek ve nazar-ı âmmede mevki sahibi olmaya, ehl-i dünyanın her ferdinde cüz'î, küllî arzu vardır. Hattâ o arzu için hayatını feda eder derecesinde şöhretperestlik hissi onu sevk eder."

"Ehl-i âhiret için bu his gayet tehlikelidir. Ehl-i dünya için de gayet dağdağalıdır, çok ahlâk-ı seyyienin de menşeidir ve insanların da en zayıf damarıdır."

"İstanbul'da haddimden çok fazla gördüğüm makam-ı içtimaînin ezvâkına baktım, hiçbir faydası olmadı. Bütün onların teveccühü, iltifatı, tesellileri, yakınımda olan kabir kapısına kadar gelebilir, orada söner. Ve şöhretperestlerin bir gaye-i hayali olan şan ve şerefin süslü perdesi altında sakîl bir riyâ, soğuk bir hodfuruşluk, muvakkat bir sersemlik suretinde gördüm." (1)

"Ey şan ve şerefi, nam ve şöhreti isteyen adam! Gel, o dersi benden al. Şöhret ayn-ı riyâdır ve kalbi öldüren zehirli bir baldır. Ve insanı insanlara abd ve köle yapar." (2)

İkincisi ve amme menfaatine bakan boyutu ise Risalelerde şu şekilde ele alınmıştır:

"Merâtib-i dünya, nokta-i nazarımda pek ehemmiyetsiz olmakla beraber, senin gibi mertebesini hizmet-i Kur'ân'a medar edenler için, minnet altına ve zillete girmemek şartıyla hoş görüyorum." (3)

Devlet yöneticiliği gibi makamları; vatan, millet ve iman hizmetinde kullanmak şartıyla makbuldur. Buna dair risalelerde teşvik vardır. hHtta siyaset yoluyla (bazı şartlar dahilinde) hizmet etmeye dair mektuplar da vardır. Mesela; Emirdağ Lahikası'nda geçen şu ifadelere göz atalım:

"Risale-i Nur, dünyada her cereyanın fevkinde bulunması ve umumun malı olması cihetiyle, bir tarafa tabi ve dahil olmaz. Belki mütecaviz dinsizlere karşı haklı tarafa yardımcı olur ve dost olur ve ihtiyat kuvveti hükmünde onlara bir nokta-i istinat olur. Fakat siyaset hesabına değil, belki Nurların intişarı ve maslahatı hesabına, bazı kardeşler, Nurlar namına değil, belki kendi şahısları namına girebilir." (4)

Dipnotlar:

(1) bk. Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup.
(2) bk. Mesnevi-i Nuriye, Katrenin Zeyli.
(3) bk. Barla Lahikası, (214. Mektup).
(4) bk. Emirdağ Lahikası-I, (103. Mektup).