"İslâmiyet ise, insaniyet-i kübrâ ve şeriat ise, medeniyet-i fuzla (en faziletli) olduğundan, âlem-i İslâmiyet, medine-i fazilet-i Eflâtuniye olmaya sezâdır." Üstad Asr-ı saadet zamanını nazara vermeyip, Eflatun'un hayali şehrini neden zikrediyor?


"İslâmiyet ise, insaniyet-i kübrâ ve şeriat ise, medeniyet-i fuzla (en faziletli medeniyet) olduğundan, âlem-i İslâmiyet, medine-i fazilet-i Eflâtuniye olmaya sezadır..."(1) 

Muhatap ve makam bu örneği vermeyi gerektiriyor. İslam modern ve medeni olan bu zamanın insanına hem dünya hem de ukba saadetini verebilir. Bu zamanın insanı maddecilik ile yaralandığı için, Asr-ı saadeti anlamakta zorluk çekebilir. Lakin Eflatun'un mükemmel ve faziletli şehir hayalini bir parça kafasında kurgulayabilir. Ne de olsa Batıcılık dem damarlarımıza işlerken, Asr-ı saadet hakkında bir ön yargı gelişmiş. 

Ayrıca hitap ettiği zabit ve paşalar Avrupa meftunu ve onların eğitimi ile yetiştikleri için, onların dilinden konuşuyor. Bununla beraber, Eflatun'un hayal ettiği fazilet şehrini, Asr-ı Saadet Müslümanları hayata geçirip tecessüm ettirmiştir. Bunu bilenler zaten bilir, ama dediğimiz gibi kafalar Batı menşeli ürünler isteyince ondan misal vermek makam gereği daha hikmetli oluyor. 

(1) bk. Divan-ı Harb-i Örfî, İki Mekteb-i Musibet Şehadetnamesi.