İnsanoğlu dışındaki bütün mevcudatın “bismillah”a ihtiyacı ne çeşit olabilir? Yani insanın irade ve akıl sahibi olmasıyla her şeyde yaradanını anmak ve hatırlamak ihtiyacı duyması elzemdir. Fakat diğer şuursuz mevcudat “bismillah”a ihtiyaç duyar mı?


"İ’lem eyyühe’l-aziz! Tesbihat, ibâdât, gayr-ı mahdud envâlarıyla her şeyde vardır. Fakat, her şeyin kendi tesbihat ve ibadetini bütün vecihlerini daima bilip şuur edinmesi lâzım değildir. Çünkü, husul huzuru istilzam etmez. Tesbih ve ibadet edenler, yalnız yaptıkları amelin mahsus bir tesbih veya sıfatı malûm bir ibadet olduğunu bilirlerse kâfidir. Zaten Mâbud-u Mutlakın ilmi kâfidir. İnsandan maadâ mahlûkatta teklif olmadığından, onlara niyet lâzım değildir. Ve keza, amellerinin sıfâtını bilmek de lâzım değildir."(1)

Kâinatta ne kadar mahlûk varsa hepsi Allah’ı tesbih edip O’na bir şekilde ibadet etmektedirler. Bu tesbih ve ibadeti irade ve şuur sahipleri bilerek ve irade ederek yerine getirirler. İrade ve şuur sahibi olmayan diğer mahlûkat ise, vazife ve fıtrat itibari ile tesbih ve ibadet yapıyorlar. İradesiz ve şuursuz olan bu mahlûkat hâl dili ve vazife noktasından fıtrî olarak tesbih ve ibadette bulunuyorlar. Onlar ne yaptıklarını bilmeseler de Allah’ın bilmesi tesbih ve ibadet noktasından yeterlidir.

Bir vazife ya da ibadetin husulü, yani gerçekleşmesi huzura, yani şuur ve niyete bağlı değildir. Şuur sahibi insanların bile bütün ibadetleri şuurlu değildir. Besmele çekerken, her seferinde manasını düşünerek çekmiyoruz. Ağzımızdan çıkar, ama söylediğimizi bile bazen hatırlamıyoruz. Demektir ki, şuursuz besmele söylenebiliyormuş. Nitekim kâinatta her bir atom parçacığı mükemmel vazife ve ibadet yapmasına rağmen, bu atomda zerre kadar bir huzur ve şuur yoktur, yani ne yaptığından habersizdir. Demek bir şeyin hâsıl olması huzura bağlı değildir.

İradesiz ve şuursuz mahlûkatta huzur yerine husul hâkimse, bizde yani şuur ve irade sahiplerinde de tam aksine huzur hâkim olmalıdır. Yani tesbih ve ibadetlerimizi kime ve nasıl yaptığımızdan haberdar olmalıyız. Ne kadar huzur varsa o kadar keyfiyet  var, demektir.

Bir incir çekirdeği incir ağacı olma sürecinde belki trilyonlarca defa bismillah manasına muhtaç ve Allah’ın kudret ve ilmine muntazırdır. İncir çekirdeğinde program şeklinde bulunan ağacın gelişip büyümesi bütün kâinat fabrikasının çalışmasına ve hareket etmesine bağlıdır. Öyle ise kâinatta her bir şey her halinde ve her safhasında Allah’a ihtiyaç içindedir ve bismillah ile bu ihtiyaçlarını tedarik etmek zorundadır. Bismillah sadece şuur ve irade sahiplerine has bir zikir değil, belki bütün zerrelerin lazımı bir zikridir. 

Özet olarak; şuur ve ihtiyaç, ibadetin lazım bir şartı değildir. İnsan bile şuursuz ve farkında olmadan ibadet edebilir ve ediyor. Öyle ise cansız varlıkların hâl ve fıtrat dili ile "bismillah" demeleri ve bu manaya muhtaç olmaları gayet normal ve makuldür. 

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Onuncu Risale.