"Zahire müptela olan akıl" ve "Baki bir mahbubu arayan ruh" ifadelerini izah eder misiniz?


"Zâhire müptelâ olan akıl", hakikatten uzak kalmış, sebepleri tesir sahibi sanan “aldanmış bir akıldır.”

Eşyanın hakikatinin Allah’ın isimlerine dayandığını, sebeplerin zahirî olduğunu, icatta bir tesirleri olmadığını bilen bir mü’minin ruhu, kâinatı ve içindeki eşyayı bir misafirhane kadar sever ve bu fanilere aldanmak yerine “bâki bir mahbubu” arama yolunu tutar.

Aklın zahire müptela olması demek, iman ve Kur’ân nazarı ile eşyanın hakikatine intikal edememe durumudur. Mesela ölümün zahiri çok acı ve elemlidir, ama hakikatte ise ölüm ebedî saadetin başlangıcıdır. Şâyet iman nazarı ile ölümün içyüzünü görmeyip, onu sadece dünyadan ve dostlardan ayıran bir vasıta olarak görürsek, feryat ve figan etmeye mahkûm oluruz.