"Der-akab zeval ile acılanan mülâkatlar, keder ve meraka değmez. İştiyaka hiç lâyık değildir... Bütün mecâzî âşıkların divanları, yâni aşknameleri olan manzum kitabları, şu tasavvur-u zevalden gelen elemden birer feryaddır..." İzahı?


Kavuşmaları ayrılıkların takip ettiği bu dünya hayatında ne ayrılıklar meraka değer, ne de kavuşmalar iştiyaka layıktır. Çünkü, kavuşulan bir lezzetin elden çıkması elem getirdiği gibi, henüz elde iken bile bir gün kaybolacağının düşünülmesi, tasavvur edilmesi de insana elem vermektedir. Nitekim, mahbuplarından ayrılığın elemini şiirleriyle dile getiren bütün mecazî aşıkların bu şiir kitaplarının ruhu sıkılsa “elemkârane birer feryad damlar.”

Bu elemlerden kurtulmanın tek çaresi, gönlünü fani dünyaya ve ondaki fani ve aciz mahbuplara kaptırmamak, dünyayı ahiretin tarlası ve İlâhî  sanat eserlerinin bir sergisi olarak görüp o nazarla temaşa ve tefekkür etmek, yaratılan her şeyi Allah namına, meşru dairede ve ebedî saadeti netice verecek şekilde sevmektir. Böyle yapmayıp da, fanî varlıkları ebedî vehmederek seven kişi, onlardan ayrılığın elemini ancak feryatla dile getirecek; bu feryat ise ruha hiçbir teselli vermeyecek, kalbi kanatmaktan öte bir işe yaramayacaktır.