Risalelerde, kummel belasına işaret olarak, karıncanın Firavun'un sarayını yıktığı ifade ediliyor. Şu var ki, bunu sadece bir karınca değil, milyonlarca karıncanın yaptığı anlaşılmaktadır. Risalelerde ise sanki tek bir karıncadan bahsediliyor.


"Fakat memur oldukları vakit çok kolaydır. Nasıl bir sultan-ı azîmin bir âdi neferi, o padişahın namıyla ve onun kuvvetiyle bir memleketi hicret ettirebilir, iki denizi birleştirebilir, bir şahı esir edebilir. Öyle de, Ezel ve Ebed Sultanının emriyle, bir sinek bir Nemrud'u yere serer; bir karınca bir Firavun'un sarayını harap eder, yere atar; bir incir çekirdeği bir incir ağacını yüklenir."(1)

Risale-i Nurlarda olay etraflıca değil, makam gereği bir cümle ile ifade ediliyor. Bu paragrafta asıl maksat İlahi kudretin azametine işaret etmektir. Yani Allah’ın kudreti öyle sonsuzdur ki, dilerse tek karınca ile koca sarayı harap edebilir, bu mümkündür, denilmek isteniyor. Yoksa tek karınca sarayı harap etmiş denilmiyor.

"Firavun'un sarayı" denilmesi ise, olaya bir göndermedir. Yani Allah karınca sürüsü ile Firavun'un sarayını harap etmiştir. Lakin onun kudreti istese tek bir karınca ile de bu işi görebilirdi denilerek, kudretin bu imkanına işaret ediliyor. Bu cümleyi bu şekilde anlamak daha doğru olur kanaatindeyiz.

(1) bk. Sözler, Yirmi İkinci Söz, İkinci Makam.