Günümüz alimlerinden bir kaçı kısa salavat, allahümme salli ve barik dışındaki salavatları kabul etmiyorlar. Delaili'n-Nur da (tefriciye, tüncina vb.) bu salavatların dışında kalıyor haliyle. Bu konudaki düşünceniz nedir?


Delail-in Nur, Resul-u Ekrem Efendimiz (asm)'e ümmetin büyüklerinin okuduğu salatu selamları derleyen bir eserdir. Tertipleyen, Üstad Bediüzzaman Said Nursi’dir. Buradaki salavatlar tek şahsa ait olmayıp muhtelif zatlardan derlenmiştir. Üstad Hazretleri bunları Ahmed Gümüşhanevi Hazretlerinin "Mecmuatu'l-Ahzab" isimli üç ciltlik eserinden seçmiştir. İçinde Üstad Hazretlerine ait olan kısımlar da vardır.

Peygamber Efendimiz (asm)'e salât ve selam getirmenin faziletine dair ayet ve hadisler mutlak ve çoktur. Yani "Şu salavattan başka salavat yoktur." diye kayıtlayıcı bir husus ve hüküm bulunmuyor. Bu yüzden büyük aktap ve evliyalar, kendine mahsus salavat kalıpları terkip edip, bunu talebelerine vird şeklinde tavsiye etmişlerdir.

Muhakkak ki Allah ve melekleri peygambere salât ederler. Ey iman edenler! (Siz de) ona salât edin ve (ona) teslimiyetle selam verin."(Ahzab, 33/56)

Salat ve selam ile ilgili hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:

"Kim bana bir salât ederse, Allah ona on salat eder ve kendisinden on hata silinir."(1)

"Kim bana sabah on ve akşam on salat ederse, kıyamet günü şefaatim ona ulaşır."(2)

"İnsanların kıyamet günü bana en yakını, onların bana en çok salat edenidir."(3)

"Bana salat eden hiçbir Müslüman yoktur ki, bana salat ettiği müddetçe melekler de ona salat etmesin."(4)

"Bana salat edin, çünkü nerede olursanız olun sizin salatınız bana ulaşır."(5)

"Bana selam veren hiçbir kimse yoktur ki, ben onun selamına cevap verinceye (kadar) Allah bana ruhumu iade etmesin."(6)

"Yeryüzünde Allah’ın seyyah melekleri vardır, ümmetimin selamını bana tebliğ ederler."(7)

Hz. Ömer (ra) şöyle demiştir: “Muhakkak dua, sema ile arz arasında durdurulmaktadır. Peygamberimize  salât etmedikçe ondan bir şey yükselmez."(8)

Dipnotlar:

(1) bk. Müsned-i Ahmed bin Hanbel, II/102.
(2) bk. Kenzü'l-Ummal, I/49.
(3) bk. Tirmizi, II/354.
(4) bk. İbn-i Mace, I/294.
(5) bk. Ebu Davud, II/354.
(6) bk. Ahmed bin Hanbel, II/527.
(7) bk. Nesai, II/354.
(8) bk. Tirmizi, II/356.