Her duaya cevap var. Fakat kabulu, Cenab-ı Hakk'ın hikmetine tabi. Allah'ın hikmeti zamanla değişmeyeceğine göre, neden "bazı vakitlerde dua makbul" deniyor?


"Duaya cevap vermek" genel bir kavramdır ki, "Allah her duaya mutlaka cevap verir." ayette de ifade edilen husus bu noktadır. Kabul etmek ise, insanın duada istediği şeyin aynısını vermek anlamındadır. Bu noktada Allah’ın her dua edenin duada istediği şeyi aynı ile vermesi hikmetine uygun düşmez. Bu sebeple Allah dua eden kişinin duada istediği şeyi hikmetine uygun ise aynı ile verir ki bu da bir cevap vermedir ya da hikmetine uygun değildir, başka bir şekilde duasına cevap verir; duaları kesinlikle cevapsız ve karşılıksız bırakmaz.

Mesela, birisi bir erkek evlat ister, Allah ona hikmeti gereği Hz. Meryem gibi bir kız evladı verir. Bu durumda  dua cevap bulmuş oluyor, yani Allah duaya cevap ve karşılık vermiş oluyor; ama aynı zamanda kabul olmamış da oluyor. Zira kabul olmak, duada istenilen şeyin aynı ile verilmesidir. Üstad Hazretleri bu manayı "daha güzel bir surette kabul etmiş" diyerek ifade ediyor. Risale-i Nurlarda Üstad Hazretleri bu hususu şu şekilde izah ediyor:

"Meselâ, birisi kendine bir erkek evlât ister. Cenâb-ı Hak, Hazret-i Meryem gibi bir kız evlâdını veriyor. 'Duası kabul olunmadı.' denilmez. 'Daha evlâ bir surette kabul edildi.' denilir. Hem bazan kendi dünyasının saadeti için dua eder. Duası âhiret için kabul olunur. 'Duası reddedildi.' denilmez. Belki, 'Daha enfâ bir surette kabul edildi.' denilir, ve hâkezâ..."

"Madem Cenâb-ı Hak Hakîmdir. Biz Ondan isteriz, O da bize cevap verir. Fakat hikmetine göre bizimle muamele eder. Hasta, tabibin hikmetini itham etmemeli. Hasta bal ister; tabib-i hâzık, sıtması için sulfato verir. 'Tabip beni dinlemedi.' denilmez..."
(1)

Duanın şartları kabul için değil cevap içindir. Yani şu mevkide şu zamanda dua edersen cevap verilir demektir. Yoksa aynı ile kabul edilir demek değildir.

Mesela, validen bir şey almak için şu günde ve şu saatte randevu alsak, ama o gün ve o saatte gitmeyip daha erken veya daha geç gitsek, bırak o şeyi almayı bize cevap bile vermezler. Hem cevap hem de o şeyi almak için randevu saatine riayet etmek gerekiyor. Yalnız randevu gün ve saatine riayet etmek cevap almak içindir, o istediğimiz şeyi almak için değildir. Vali, kanunlara uygunsa o şeyi verir, yoksa vermez.

(1) bk. Mektubat, Yirmi Dördüncü Mektup, Birinci Zeyl.