"İnsan rızka çok müptelâ olduğu için, rızka çalışmak bahanesi, ubudiyete mâni tevehhüm edip kendine bir özür bulmamak için, âyet-i kerime diyor..." İzah eder misiniz?


"İKİNCİ VECİH: İnsan rızka çok müptelâ olduğu için, rızka çalışmak bahanesi, ubudiyete mâni tevehhüm edip kendine bir özür bulmamak için, âyet-i kerime diyor ki:"

"Siz ubudiyet için halk olunmuşsunuz. Netice-i hilkatiniz ubudiyettir. Rızka çalışmak, emr-i İlâhî noktasında bir nevi ubudiyettir. Benim mahlûkatım ve rızıklarını deruhte ettiğim nefisleriniz ve iyâliniz ve hayvânâtınızın rızkını tedarik etmek, adeta bana ait rızık ve it'âmı ihzar etmek için yaratılmamışsınız. Çünkü Rezzak benim. Sizin müteallikatınız olan ibâdımın rızkını Ben veriyorum. Siz bunu bahane edip ubudiyeti terk etmeyiniz." (1) 

İnsanlar hem rızık kazanmak hem de çok mal biriktirmek gibi zaaflara sahiptir. Kendisine dünya namına bir kaç şey yeterken, buna kanaat etmeyip daha çok çalışıp çabalamak ihtiyacı hissediyor. İşte bu saik ile "çalışmak da ibadettir" ifadesi ve hükmünü esas kabul edip, çok çalışıyor ve ibadeti yapamaz bir duruma geliyor. Aslında insan ubudiyet için yaratılmıştır, rızka çalışmak da asli vazifesini yerine getirdikten sonra ibadet hükmüne geçmektedir. Allah her konuda bizi ikaz edip uyarıyor ki, "sizin vazifeniz kulluktur. Ailenizin rızkını ben tekeffül etmişim. Onları da, sizi de hayvanlarınızı da doyuran benim. Sakın asıl vazifeniz olan ibadeti, çalışmayı bahane edip terk etmeye kalkışmayınız" 

Bu ayet; insanın rızık peşinde koşmak için değil, ibadet için yaratıldığını, Allah’a ait olan rızık verme işini, kendi üstüne almasının çok yanlış ve çirkin olduğunu ihtar ediyor.

Allah bu âyette zahiri manayı değil, şu manayı vurguluyor: "Bana ait olup ve rızıklarını garanti ettiğim mahlûkatıma rızık yetiştirmek için yaratılmamışsınız. Sizin asıl vazifeniz kulluk ve ibadettir. Kulluk ve ibadeti aksatmadan rızka çabalamak da bir çeşit ibadettir."

(1) bk. Lem'alar, Yirmi Sekizinci Lem'a.