"Arz üstünde durup, Arş-ı Âzama müteveccihen el kaldırıp dua eden..." cümlesindeki, "Arş-ı azama müteveccihen el kaldırmak" ne demektir?


Namazda Kâbe’ye teveccüh etmek gibi, duada arşa müteveccih olmak da esasında, Cenab-ı Hak’a yalvarmak, arzu ve ihtiyaçlarımızı onun rahmetinden beklemek demektir.

Arş-ı azam, bütün varlık âlemini kaplar; emir âleminin merkezi olup "İlâhî emirlerin meleklere ilk tebliğ edildiği makam" olarak tarif edilir. Madde âlemi, kürside son bulur. Kürsi bütün kâinatı ihata etmiştir. Arşın kürsiyi ihata etmesi ise, atmosferin dünyayı kaplaması gibi maddî bir kaplama değildir.

Üstat Hazretleri "Kalb de bir arştır." buyurmakla, bunun manevi olduğuna da işaret etmiş oluyor. Emir âleminden olan insan ruhu, kendisinde bulunan hayat sıfatı ile bedenin içini ve dışını tamamen ihata etmiştir. Keza, insanın kalbindeki sevgi sıfatı da bütün bedeni manen kaplamış gibidir. Yani, insan bu sıfatla hem gözünü ve kulağını sever, hem de ciğerini ve böbreğini...