"Dua eden şu şeref-i nev-i insan ve ferid-i kevn ü zaman ve bihakkın fahr-ı kâinat ne istiyor?" cümlesindeki; "bihakkın Fahr-i kâinat" ifadesini nasıl anlamalıyız?


Nasıl ki, insanlar bir konuda kendilerinden daha ileri olan kimseleri takdir ederek onlarla iftihar ederlerse, sanki kâinattaki bütün varlıklar da Allah’ı tesbih ve hamd etme konusunda, kendilerinden çok ileri olan müminleri alkışlar ve onlarla bir bakıma iftihar ederler.

Bu konuda da en ileri zâtlar peygamberlerdir; onlar içinde de bu görevi en mükemmel manada yapan Fahr-i Kâinat Efendimiz (asm), kâinatın kendisiyle iftihar etmesine en ziyade layık olan mümtaz bir elçidir.