"Hayatta olan hayvanların etleri onlara haramdır. Eğer yeseler, cezâ görürler." Peki, böcek yiyen bitkilerin durumu ne olur?


Üstad Hazretleri hayvanlarda da basit bir iradenin olduğunu şu cümleleri ile ifade ediyor:

"Ve bu saray-ı kâinatta ikinci kısım amele, hayvânattır. Hayvânat dahi, iştiha sahibi bir nefis ve bir cüz-ü ihtiyarîleri olduğundan, amelleri hâlisen livechillâh olmuyor. Bir derece nefislerine de bir hisse çıkarıyorlar. Onun için, Mâlikü'l-Mülki Zü'l-Celâli ve'l-İkram, kerîm olduğundan, onların nefislerine bir hisse vermek için, amellerinin zımnında onlara bir maaş ihsan ediyor."(1) 

Üstad Hazretlerinin bu ifadelerinden, hayvanların da nefis ve irade sahibi olmasından dolayı ceza ve mükâfata tabi olacakları anlaşılıyor. Tabi bu hayvanların ceza ve mükâfatlarının mahiyeti ve keyfiyeti hakkında geniş bir bilgi mevcut değil, ama iradenin basitliğinden ceza ve mükâfatın da basit olduğu anlaşılıyor.

Allah’ın, iradesiz ve hiç sorumluluğu olmayan bir hayvana ceza vermesi, rahmet ve adaletine uygun düşmeyeceği için, buradan hayvanların da basit bir iradeye sahip oldukları anlaşılıyor. Hayvanlar bu iradelerini bazen onlara fıtri olarak yasaklanmış şeylerde kullanabiliyorlar. Bu ise bir haksızlığı ve zulmü netice verdiği için, adalet-i İlâhî bu zulüm ve haksızlığı cezalandırıyor.

“Arkadaş! Masum bir insana veya hayvanlara gelen felâketlerde, musibetlerde, beşer fehminin anlayamadığı bazı esbab ve hikmetler vardır. Yalnız meşiet-i İlâhîyenin düsturlarını hâvi şeriat-ı fıtriye ahkâmı, aklın vücuduna tâbi değildir ki, aklı olmayan bir şeye tatbik edilmesin. O şeriatın hikmetleri kalb, his, istidada bakar. Bunlardan husule gelen fiillere, o şeriatın hükümleri tatbik ile tecziye edilir…. dişi bir kaplan, öz evlâdlarına olan şiddet-i şefkat ve himayeyi nazara almayarak, zavallı ceylânın yavrucuğunu parçalayarak yavrularına rızık yapar. Sonra bir avcı tarafından öldürülür. İşte hiss-i şefkat ve himayeye muhalefet ettiğinden, ceylâna yaptığı aynı musibete maruz kalır.” (Mesnevi-i Nuriye)

Biz, bu mükemmel örneklere bir şey ilave edecek durumda değiliz. Kaderin ince sırlarından konuşmak ancak Üstad gibi yetkili zatlara mahsustur. O konuda fazla açıklama yapmayı “haddi tecavüz” olarak kabul edip bu kadarla iktifa edeceğiz. 

Evet, Allah her mahlûkuna münasip bir irade ve teklif yüklemiştir. Yüklediği teklif ve iradeye göre de muamele ediyor. Yani bu hayvanların da mübtedi ve basit bir iradeleri vardır. İradesinin derecesine göre de sorumludurlar. İnsanın iradesi geniş ve kâmil olmasından, ceza ve mükâfatı da ona göre oluyor. Yani Allah, iradenin oranına göre ceza ve mükâfata tabi tutuyor, diyebiliriz. Bu da onun adalet ve rahmetine yakışan bir haldir.

Bitkilerin iradesi olmadığı için, tamamen kaderin ve sistemin bir parçasıdırlar ve mesul değildirler.

(1) bk. Sözler, Yirmi Dördüncü Söz, Dördüncü Dal.