Hastalığın gelmesi ile dua vakti geldiği ifade edilir. Başka risalelerde, "İnsan bu dünyaya dua ve tekemmül etmek için gelmiştir." ve "İnsanın her hali bir duadır." diye geçer. Dua her vakit yapılması gereken bir fiil değil midir?


Dua, hayatımızın her anını ve her alanını kuşatan en mükemmel bir ibadet ve en büyük bir kulluktur. Lakin insanlar gafil ve nankör oldukları için, bu kulluğu hakkı ile değerlendirip tam manası ile ifa edemiyorlar. Hatta duanın en asgarisi olan farz ibadetler bile terke uğruyor.  İşte bu sebepten dolayı Allah insanları hem uyandırmak hem de ikaz etmek için, yani dua ve ibadeti hatırlatmak amacı ile hastalık ve musibetleri bize musallat ediyor.

Bu cihetle bakıldığında, hastalık ve musibetler dua ve ibadetin ikazcısı ve habercisi hükmüne geçiyor. Nasıl, akşam ezanı akşam namazının kılınması gerektiğini ilan ediyor ise, hastalık ve musibetler de unutulan ve yapılması gereken dua ve ibadetlerin zoraki bir alarmı, sert bir ikazı oluyor.

Ya da hastalık ve musibetlerin getirdiği dua formatı diğer dua formatlarından farklı ve başkadır. Allah o alanda da dua edebilmemiz için hastalık ve musibetleri gönderiyor. Yani bir cihetle, Rabbimiz, duanın bütün varyasyon ve aksamını insan için işlettirmek istiyor, diyebiliriz.