"Felsefe, hakikatın yolunu şaşırmış onun için..." Hakikatin yolunu şaşıran felsefeden maksat nedir?


Bu sorunun geniş cevabı On İkinci Söz’de verilmiştir. O Söz’de, farklı cevherlerden bir Kur’ân yazdıran padişah misâliyle konu çok güzel açıklanmıştır.

Felsefeci, o cevherli kitabın Kur’ân-ı Azimüşşan olduğunu bilmediği için Kur’âna tefsir yazmak yerine, o kitapta kullanılan maddelerin özelliklerini sayıp dökmekle yetinmiştir.

Müslüman âlim ise cevherlerle fazla vakit geçirmeden, o nakışlı Kur’âna güzel bir tefsir yazmıştır. Daha sonra, o İlâhî fermanın yazılışında kullanılan cevherlerden ikinci derecede bahsetmiştir.

İşte bu kâinat kitabı hakkında, onun kâtibini hiç nazara almadan sadece varlıkların maddeleriyle, görevleriyle, özellikleriyle ilgilenen felsefeciler hakikatin yolunu şaşırmış oluyorlar. Hakikat, bu kâinatı Allah’ın yarattığı, isimlerinin ve sıfatlarının tecellileriyle süslendirdiği, en mükemmel ve faydalı bir hale getirdiğidir. Bu gerçeğe göz kapayan bilim adamlarının, kâinat hakkındaki bilgileri ne kadar çok olursa olsun, örnekteki felsefecinin Kur’ân'ın maddesi ve nakışları hakkında geniş bilgiler sıralaması gibi olur.