"Elbette böyle küllî ve dehşetli rahnelere ve yaralara hakkalyakîn derecesinde ve dağlar kuvvetinde hüccetler, cihazlar ve bin tiryak hâsiyetinde mücerrep ilâçlar, hadsiz edviyeler bulunmak gerektir..." Devmıyla izah eder misiniz?


"BİRİNCİ SEBEP:  Eski Harb-i Umumîden evvel ve evâilinde, bir vakıa-i sadıkada görüyorum ki, Ararat Dağı denilen meşhur Ağrı Dağının altındayım. Birden o dağ müthiş infilâk etti. Dağlar gibi parçaları dünyanın her tarafına dağıttı. O dehşet içinde baktım ki, merhum validem yanımdadır. Dedim: 'Ana, korkma. Cenâb-ı Hakkın emridir; O Rahîmdir ve Hakîmdir.'"

"Birden, o halette iken, baktım ki, mühim bir zat bana âmirâne diyor ki: 'İ'câz-ı Kur'ân'ı beyan et.'"

"Uyandım, anladım ki, bir büyük infilâk olacak. O infilâk ve inkılâptan sonra, Kur'ân etrafındaki surlar kırılacak. Doğrudan doğruya Kur'ân kendi kendini müdafaa edecek. Ve Kur'ân'a hücum edilecek; i'câzı onun çelik bir zırhı olacak. Ve şu i'câzın bir nev'ini şu zamanda izharına, haddimin fevkinde olarak, benim gibi bir adam namzet olacak. Ve namzet olduğumu anladım."(3)

Risale-i Nurların yazılma gerekçesi maddeci ve inkarcı felsefenin yayılması ile İslam aleminin iman ve ahlak noktasından zor durumda kalmasıdır. Özellikle komünist felsefi akım, dünyanın yarısını etkisi altına alıp, insanları inkarcılığa ve maddeciliğe sürüklediği bir hengamede, Risale-i Nurlar bu inkarcı akıma karşı Anadoluda bir set bir bariyer vazifesini görmüştür. Risale-i Nurlar İslam aleminin manevi bir kalkanı olmuştur.

 Risale-i Nurların en büyük vasfı; iman hakikatlerini kati ve akli deliller ile akla ve kalbe tespit ve teyit etmektir. Özellikle günümüzde fen ve felsefe fazlaca inkişaf ettiği için, iman hakikatlerinin fen ve felsefenin anlayacağı şekilde izah edilip yorumlanması büyük bir ihtiyaç haline gelmiştir.

İşte Risale-i Nurlar bu ihtiyaca tam bir cevap ve tam bir reçete hükmündedir. Risale-i Nurlar bu sebeple kaleme alınıp, milletin yaralanan ve rahnelenen vicdanına ve kalbine merhem olarak takdim edilmiştir. Risale-i Nur'un imana dair delilleri tahşidatla takdim etmesi, alem-i İslam’ın necat ve ıslahı içindir.

Bir haneyi tamir etmek için bir kamyon kum lazım gelirken, bir ülkenin bütün yapılarını tamir etmek için binlerce araba kum lazım olur. Risale-i Nurlar maddecilik ile yara almış bir kalbi değil, bütün alem-i İslam’ın kalplerini tamir  ediyor. Bu yüzden hakkalyakin derecesinde ve dağlar kuvvetinde hüccetleri ve cihazları küfrün önüne set ediyor.

(1) bk. Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektup, Yedinci Risale.