Neden Sekine Duası on dokuz ve Risale-i Nur'da on dokuz harfleri çok önem teşkil ediyor ve Mucizat-ı Ahmediye ve Risalet-i Ahmediye neden on dokuzda tevafuk ediyor? On dokuzun cifir ve ebced hesabı neye tevafuk ediyor?


Bu on dokuz meselesinin aslı Kur’an üzerinden çıkmıştır. Daha ziyade Kur’an üzerinden hareket edilerek bu on dokuz üzerinde durulmuştur. Bizim öncelikle Kur’anî açıdan meseleye bakmamız icap eder.

Kur’an’ın mucize yönlerini İslam alimleri kırka kadar tespit etmişler. Yani Kur’an kırk yönlü bir mucizeler mecmuasıdır. İşte bu kırk yönlü mucizeleri her meslek ve meşrep sahipleri ayrı ayrı ele alıp o alanda ihtisas kesp ederek insanların nazarına sunmuşlar. Kimisi Kur’an’ın nazmındaki mucizeliği, kimisi remzi yönlerindeki mucizeliği, kimisi gaybi ihbarlarını, kimisi akli delilleri, kimisi belagat noktalarını, kimisi tarihi malumatlar cihetini, vs... kati delilleri ile ortaya koyarak Kur’an’ın mucizevi yönlerini ispat etmişler.

Mesela Risale-i Nurlarda İşaratü'l-İ’caz ve Yirmi Beşinci Söz adlı eserlerde Kur’an’ın nazım ve belagat yönünden mucize olduğu kati olarak ispat ediliyor. Geçmişte de bunun benzerlerini Sekkaki, Cürcani, Zemahşeri, Cahız gibi belagatin üstadları ortaya koymuşlar. Burada asıl mesele her bir meslek ve meşrep Kur’an’ın bir yönünü ve yüzünü inceleyip o noktada terakki etmiştir. Bunda da o meslek ve meşrebin içtimai ve ilmi yapısı etkili olmuştur.

Mesela tasavvuf meşrebi ekseri olarak Kur’an’ın batini ve remzi yüzü ile meşgul olmuş, medrese ve felsefe ehli Kur’an’ın akli ve mantıki yüzünü incelemiş, edebiyat ve belagat üstadları Kur’an’ın dil ve üslup yüzüne dikkat kesilmiş, pedagoglar ve terbiyeciler kendi mesleklerine göre ve hakeza.

Bu gibi incelemeler ve ilmi tahliller Kur’an’ın ruhuna ve özüne uygun olmak kaydı ile güzel ve faydalıdır. Lakin Kur’an’ın ruhuna ve özüne uygun olmaz ise yarardan çok zarar verir. Bu işi yapacak kişilerin Kur’an ilimlerinde uzman ve mütehassıs olması gerekir. Nitekim Üstad Hazretleri ebcet ve cifir ilimlerinden faydalanarak Kur’an dan çok ince ve latif işaretleri ve tarihleri çıkarmıştır. Temel felsefe noktasından Kur’an’ın bir de aritmetik yönü vardır ve elbette bu noktalarda da Kur’an benzersiz bir mucizedir.

 Kur'an-ı Kerim'de bütün ilimler vardır. Bu ilimleri de herkes kendi kabiliyetine göre okuyabilir veya hissedebilir. Ancak bu ilimleri Kur'an'dan okurken, benim anladığım ilim kesin doğrudur diyerek değil de, "Ben böyle anlıyorum." şeklinde söylemek gerekir. Çünkü bir gün bu anladığı bilgiler yanlış olursa haşa Kur'an yanlış olmuş gibi algılanır. Bu on dokuz konusuna da böyle bakmak gerekir. 

Kur'an-ı Kerim'de “Üzerinde on dokuz vardır." ayeti bulunmaktadır. Bu sayıdan hareketle Kur'an'ın bazı sırlarına ve şifrelerine ulaşmak mümkündür. Ancak bu bilgilere mutlak doğru ve Kur'an'ın kesin işareti olarak bakmanın bazı sakıncaları olacağından dikkatli olmak gerekir. Hiç olmazsa: "Böyle şeyler anlamak mümkündür, fakat bunlar kesin ve değişmez doğrular olmayabilir. Hesaplamalarımızda hata edebiliriz, bu hatalar da bize aittir." demek gerekir. Bu ölçüler dahilinde hareket edilir ise böyle bir gayret ve çalışmanın bir sakıncası olmaz.

"Hem bir defasında on dokuz âyet ism-i Âzam ile beraber on dokuz defa daimi okunur. Ve âyetlerin tekrâratının hurufatının adedi altı bin altı yüz altmış altı (6666). Ayât-ı Kur'âniyeye tevafuk ediyor. Sûre-i İhlasın üç Fâtiha-i Şerifenin tekerrür-ü nuzûlü için iki olsa yine tam tamına tevafuk ediyor." (1)

Sekine'de geçen ayetlerin mealleri :

1. Allah her sıkıntıdan sonra kolaylık lütfedecektir. (Talak, 65/7)
2. Bütün yüzler gerçek hayat sahibi, her şeyi ayakta tutan Allah'a baş eğmiştir.
(Taha, 20/111)
3. Şüphesiz, Allah size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.
(Hadid, 57/9)
4. Şüphesiz, Allah tövbeleri çok kabul edici ve kullarına çok merhamet edicidir.
(Nisa, 4/16)
5. Muhakkak ki, Allah çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir.
(Nisa, 4/106)
6. Muhakkak ki, Allah her şeye gücü yettiği halde çok bağışlayıcıdır.
(Nisa, 4/149)
7. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla işitir ve her şeyi hakkıyla görür.
(Nisa, 4/58)
8. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilir ve her işi hikmetle yerine getirir.
(Nisa, 4/11)
9. Muhakkak ki, Allah sizin üzerinizde gözeticidir ve her halinizi görür.
(Nisa, 4/1)
10. Biz sana apaçık bir fetih yolu açtık.
(Fetih, 48/1)
11. Ve Allah sana pek şerefli bir zaferle yardım etsin.
(Fetih, 48/3)
12. Şüphesiz Allah’a tâbi olan topluluk gerçek gâliplerin tâ kendisidir.
(Maide, 5/56)
13. Muhakkak ki Allah, azabında pek kuvvetlidir ve kudreti her şeye galip olandır.
(Hud, 11/66)
14. Muhakkak ki hiçbir şeye ihtiyacı olmayan ve her türlü övgüye lâyık olan ancak Allah’tır.
(Lokman, 31/26)
15. Allah bana yeter. O’ndan başka ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.
(Tevbe, 9/129)
16. Allah bize yeter. O ne güzel vekildir.
(Al-i İmran, 3/173)
17. En büyük korku olan kıyâmetin dehşeti onlara üzüntü vermez.
(Enbiya, 21/103)
18. Ancak sana kulluk eder ve ancak senden yardım isteriz.
(Fatiha, 1/5)
19. Ve âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.
(Fatiha, 1/2; Enam, 6/45)

Bu ayetlerin muhtevasına dikkatle baktığımız zaman, tevekkül ve teslimiyeti amir olan ayetlerden müteşekkil olduğunu görüyoruz. Yani bu ayetlerin ortak noktası, Allah’ı tenzih ve takdis etmekle beraber teslim ve tevekkülü amirdir. Allah’tan başka İlah yoktur, kulluk ve iltica onadır, mesajını içeren ayetlerdir.

Bu on dokuz ayet on dokuz defa tekraren okunuyor. Bu on dokuz ayetin harfleri ve on dokuz defa tekrar edilmeleri Kur’an’ın ayet sayısı olan 6666 ya tevafuk ediyor. Bizim 19 ayetin toplam harf sayısını saymaya gücümüz yetmediği için Üstad Hazretlerinin ifadelerini esas alarak tersinden bir hesap yapalım:  19*19=361  6666/361=18,466 bu on dokuz ayetin yaklaşık harf sayısıdır.

Görüldüğü üzere, ister Kur’an açısından ister virdler açısından on dokuz rakamının bir esrarı bir sırrı bulunuyor ve her alim kendi mesleğince bundan farklı anlamlar çıkarmışlar.

(1) bk.Sikke-i Tasdik-i Gaybî, Yirmi Sekizinci Lem'a'nın Birinci Meselesi.