Risale-i Nurlar velayete mi yoksa risalete mi mazhardır? Sahabeler risalet yönünü almış, Nurculuk da sahabe mesleği olduğuna göre; Risalete mi mazhar olmuş oluyor?


Velayetin suğra, vusta ve kübra olmak üzere üç mertebesi vardır.

Velayet-i Suğra: Ekseri olarak tarikat ve tasavvuf berzahı ile seyrü sülûk eden müritlerin mazhar olduğu bir velayet mertebesidir. Halk arasında kerametleri ile meşhur evliyalar ekseriya bu sınıfa girerler. Burada salikin kesp ve gayreti esastır. Yani kesbi bir makamdır. Bu yüzden riski ve şatahatı olan bir meslektir.

Velayet-i Vusta: Sünnet-i seniyyeye ittiba etmeyi esas alarak imana ve Kur’an'a hizmet eden büyük mürşitlerin, mücedditlerin, ülemanın yoludur. Ekseri vehbi olmakla beraber kulun kesbi ve gayreti azda olsa vardır. Bu makamda velayetle beraber ilim de hükmeder. Bu makamda olan zatlar manevi sultan oldukları gibi ilimde de otorite sahibidirler.

Velayet-i Kübra: Akrebiyet-i İlâhiyenin inkişafına bakan ve veraset-i Nübüvvet'ten gelen gayet kısa, fakat yüksek olan ve tarikat berzahına uğramadan zâhirden hakikata geçen velilik mesleği. (Sahabeler gibi)

Cadde-i kübrâ, elbette velayet-i kübra sahipleri olan sahabe ve asfiya ve tâbiîn ve Eimme-i Ehl-i Beyt ve Eimme-i Müçtehidînin caddesidir ki doğrudan doğruya Kur'an'ın birinci tabaka şâkirdleridir. Allah’ın kula yakınlığından inkişaf eden külli ve feyizli bir meslektir. Risale-i Nur mesleği de bu sınıftandır. Tamamen vehbi bir meslektir.

Risale-i Nur mesleği ne kadar veraset-i Nübüvvet mesleği de olsa Peygamber Efendimizin (asm) velayet yönü ile muhataptır. Peygamber Efendimizin (asm) risalet yönüne sadece sahabeler mazhar olmuş olup, bu noktada başka bir cemaat ya da tarikat bulunmuyor, zaten bulunması da teknik açıdan mümkün değildir. Zira risalet Peygamberimizin vefatı ile son bulmuştur.

Lakin yukarıda da tasnif ettiğimiz gibi, velayet-i kübra mesleği veraset-i Nübüvvet mesleğidir ve bu meslek sadece Risale-i Nur'a ait bir meslek değildir. Mezhep imamlarının, tarikatın bir çok aktaplarınında mesleği velayet-i kübradır. İmam-ı Azam, İmam Rabbani, İmam Gazali, Şeyh Abdulkadir  Geylani (ra) gibi zatlar buna örnek olarak verilebilir.