ASHAB-I RIDVÂN


Milâdî 628 yılında Peygamberimiz (a.s.m.) ve 1400 kadar Sahabe, Kâbe’yi ziyaret etmek için Medine’den yola çıktılar. Niyetleri sadece Kâbe’yi ziyaret olduğu için yanlarına sadece “yolcu kılıcı” denilen silâhları aldılar. Fakat Mekke’li müşrikler bu yolculuğu öğrenince Müslümanları Mekke’ye sokmamaya karar verirler.

Bunun üzerine niyetlerinin barış olduğunu anlatmak için Peygamberimiz (a.s.m.), Hırâş bin Ümeyye’yi elçi olarak gönderdi. Mekkeliler gönderilen elçiye çok kötü davrandılar ve öldürmeye kalkıştılar. Bunun üzerine Mekke’de birçok akrabası bulunan Hz. Osman (r.a.) elçi olarak gönderildi. Mekkeliler Hz. Osman’a (r.a.) çok iyi davrandılar ve tek başına ziyaret edebileceğini söylediler. Hz. Osman (r.a.), “Hz. Peygamber tavaf etmeden ben asla tavaf etmem” deyince Mekkeliler öfkelendi ve Hz. Osman’ı (r.a.) Mekke’de alıkoydular. Bu arada Hz. Osman’ın (r.a.) şehit edildiği söylentileri Müslümanlara kadar ulaştı. Bunun üzerine Resûlullah, Bey’atü’r-Rıdvân (Rıdvân Biatı) ile Müslümanların Kureyşlilere karşı kanlarının son damlasına kadar çarpışacaklarına dair söz aldı.

Bu biata katılan 1400’e yakın sahabenin adı İslâm tarihinde “Ashab-ı Rıdvân” olarak geçmektedir. Mekke’nin 17 km. batısında bulunan Hadbâ adlı ağacın altında yapılan bu biata katılan sahabeler Fetih sûresinin 18. âyetinde şöyle anlatılmaktadır: “Andolsun ki, o ağacın altında sana biat eden müminlerden Allah razı oldu. Kalplerinde olanı bildiği için Allah onların üzerine sükunet ve emniyet indirdi. Ve onları pek yakın bir fetihle mükafatlandırdı. ”