"Hazret-i Eyyub Aleyhisselâm’dan ziyâde hastalıklara, dertlere giriftar olan..." ifadesini izah eder misiniz? Buradan Üstad’ın, Hz. Eyyüb'den daha çok musibete maruz kaldığını mı anlamalıyız?


"Ey âlem-i İslâmın dünya ve âhirette selâmeti için Kur'ân'ın feyziyle ve Risale-i Nur'un hakikatiyle ve sadık şakirtlerin himmetiyle mübarek gözlerinden yaş yerine kan akıtan,"

"Ve ey fitne-i âhir zamanın şu dağdağalı ve fırtınalı zamanında Hazret-i Eyyûb Aleyhisselâmdan ziyade hastalıklara, dertlere giriftâr olan ve Kur'ân'ın nuruyla ve Risale-i Nur'un burhanlarıyla ve şakirtlerin gayretiyle âlem-i İslâmın maddî ve mânevî hastalıklarını Hekîm-i Lokman gibi tedaviye çalışan..."(1)

Evvela; veli zatlar, nebilerden daha büyük sıkıntı ve musibetlere maruz da kalsalar, yine nebilerin fazilet ve makamına yetişemezler. Mesela Hazreti Hubab ve Bilal (ra), Hazreti Peygamberimiz (asm)'den daha ziyade eziyet görmelerine rağmen, yine onun bir an-ı nübüvvetine yetişip geçemezler.

İkincisi, Çünkü cüz'î fazilette ve hususî bir kemalde, mercuh, râcihe tereccuh edebilir.” Yani cüzi bir fazilet ya da kemalde, alttaki üsttekine üstün gelebilir, bu alt üst ilişkisini bozmaz.

Mercuh, makam ve fazilet noktasından altta olan demekken, racih, makam ve fazilette üstte olan demektir. Veli bir zatın hususi bir noktada, bir nebiyi geçmesi külli fazilette geçtiği anlamına gelmez. Mesela Hz. Eyyub (as) sürgün ve hapis çekmedi; ama Üstad Hazretleri yirmi sekiz yıl sürgün ve tarassut yaşadı. Üstad Hazretlerinin bu hususi üstünlüğü, Eyyub (as)’in külli üstünlüğüne bir zarar vermez.

Üçüncüsü; “Ve ey fitne-i âhirzamanın şu dağdağalı ve fırtınalı zamanında Hazret-i Eyyûb Aleyhisselâmdan ziyade hastalıklara, dertlere giriftâr olan...” ifadesinde direkt bir hastalık kıyaslaması yapılmıyor. Sadece Üstad Hazretlerinin çektiği sıkıntı ve zorluklar, mübalağa sigası ile ifade ediliyor.

Hem küçükler büyüklere nispet edilerek şereflendirilirler, bu cümlede de Üstad Hazretleri Hazreti Eyyub (as)’a nispet edilerek şereflendiriliyor, yoksa -haşa- bir üstünlük atfedilmiyor. Üstad Hazretleri Hazreti Eyyub (as)’in ayağına turab olamaz...

(1) bk. Şualar, On Birinci Şua.