"Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, burak-ı tevfîk-ı İlâhîye biner, berk gibi, bütün daire-i mümkinâtı kat' edip,.." Burada geçen "burak" kelimesi ne manaya gelmektedir?


"İşte, bir saatte meşhudatımız, bir saatin saati sayan ibresine binen zîşuur şahsın meşhudatı kadar olduğu ve hakikat-i ömrü de o kadar olduğu halde; âşire ibresine binen şahıs gibi, aynı zamanda, o muayyen saatte, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, burak-ı tevfik-i İlâhîye biner, berk gibi bütün daire-i mümkinatı kat edip, acaib-i mülk ve melekûtu görüp, daire-i vücub noktasına çıkıp, sohbete müşerref olup, rüyet-i cemâl-i İlâhîye mazhar olarak, fermanı alıp vazifesine dönebilir ve dönmüş ve öyledir."(1)

Burak tabiri, mahiyetini bilemediğimiz, ahirete ait bir vasıtadır. Allah Resulü (asm), bu binek ile Allah’ın bütün mülkünü gezmiştir. Sidretü'l-müntehada Cebrail (as) ile Burak kaldı, ondan sonra Refref denilen bir vasıta ile Allah Resulü (asm.)  yolculuğuna devam etti ve en sonunda sidrenin en son makamına yani; Kab-ı kavseyne ulaştı ve Allah’ın rü’yetine mazhar oldu.

"Resûlullah Efendimiz, Mîrâc gecesinde, Cebrâil aleyhisselâm ile Burak adındaki beyaz hayvana bindi. Altıncı gökteki Sidretülmüntehâ ağacının yanına geldiler. Cebrâil aleyhisselâm Sidrede kaldı ve; 'Kıl kadar ilerlersem, yanar yok olurum.' dedi. Resûlullah Efendimiz, Cenneti, Cehennemi ve sayısız şeyleri gördü. Sonra Refref üzerine oturdu. Bir anda çok yükseklere çıktı. Hicâb denilen yetmiş bin perdeden geçti. Her hicâb arası çok uzak idi. Her perdede vazîfeli melekler vardı. Refref, Peygamber Efendimizi birer birer o perdelerden geçirdi."(2)

Cebrail (as) geride kalıp, refrefin daha ilerilere gitmesi, ondan daha faziletli olduğu mânâsına gelmez. Bir başbakan yaveri ile sadece başbakanların katılacağı bir toplantıya gitse, yaveri ona toplantı salonuna kadar eşlik eder, toplantı salonuna giremez kapıda bekler. Ama başbakanın kâtibi, toplantı salonuna başbakan ile beraber girer. Buna bakarak,  kâtip yaverden daha faziletli ve makbul oldu denilemez.

İşte refref de Allah Resulü (asm)'nü taşıyan bir vasıtadır, Cebrail (as)'den üstün olması mümkün değildir.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Otuz Birinci Söz, İkinci Esas.

(2) bk. Halebî.