"O iki ilaç ise, biri sabır ile tevekküldür." cümlesini açıklar mısınız?


Bu makamda, sabır ve tevekkül ile ilgili bazı hadîs-i şerîfleri nakletmek istiyoruz. Bu sayede İslam’ın sabra ve tevekküle verdiği önem daha iyi anlaşılacaktır. Ancak ilk önce tevekkülün mânası hakkında Üstadımızın Yirmi Üçüncü Söz'deki şu izahını mütalaa edelim:

“Tevekkül, esbabı bütün bütün reddetmek değildir. Belki esbabı, dest-i kudretin perdesi bilip riayet ederek; esbaba teşebbüs ise, bir nevi dua-yı fiilî telâkki ederek, müsebbebatı yalnız Cenâb-ı Hakk’tan istemek ve neticeleri O’ndan bilmek ve O’na minnettar olmaktan ibarettir." (1)

Sabır hakkında bazı hadis-i şerifler:

İbn-i Mesud (r.a.)’dan rivayet edilmiştir. Resulullah (sav.) şöyle buyurdu:

“Şüphesiz bir adamın Allah indinde bir derecesi olur. Fakat vücudundaki bir rahatsızlıkla imtihan edilinceye kadar, ameliyle o dereceye ulaşamaz. O makama, o rahatsızlığına sabretmesi sebebiyle ulaşır.”(2)

Hz. Ali’den (r.a.) rivayet edilmiştir. Resulullah Efendimiz (sav.) şöyle buyurdu:

“İmana göre sabır, cesedin başı mesabesindedir.”(3)

Kadı Şüreyh buyurdu ki:

"Benim başıma bir musibet geldiğinde ona karşı Allah’a dört defa hamd ederim."

"1. O beladan daha büyüğünü bana vermediği için,

2. Ona karşı sabretmeyi bana nasip ettiği için,

3. O beladan sevap umarak “İnnâlillâh ve innâileyhi râciûn” demeye beni muvaffak ettiği için,

4. O belayı benim dinimde yapmadığı için."   (Bela dinime gelmediği  için)

İbn-i Mesud der ki:

“Gökten düşmem, Mevla Teâlâ Hazretlerinin takdir ettiği bir şey hususunda 'Keşke bu olmasaydı.' dememden bana daha sevgilidir.”(4)

Hz. Ali der ki:

“Bir musibet anında elini dizine vuranın muhakkak ecri habt olmuştur (boşa çıkmıştır)."(5)

Tevekkül hakkında bazı ayet-i kerimeler ve hadis-i şerifler:

De ki: "Allah’ın bizim için takdir ettiğinden başkası asla bize dokunmaz. O bizim Mevlamız’dır. Müminler yalnızca Allah'a tevekkül etsinler."(Tevbe, 9/50)

“Şüphesiz ki iman edip Rablerine tevekkül edenler üzerinde, o şeytanın hiçbir nüfuzu yoktur.” (Nahl, 16/99)

“Kâfirlere ve münafıklara itaat etme, onların ezalarını bırak (aldırma) ve Allah’a tevekkül et! Allah vekil olarak hepsine yeter.” (Ahzab, 33/48)

“Kim Allah’a tevekkül ederse, Allah ona yeter.”(Talak, 65/4)

Hz. Enes’den (r.a.) rivayet edilmiştir. Resulullah Efendimiz (sav.) şöyle buyurdu:

“Kim evinden çıkınca: ‘Allah’ın adıyla, Allah’a tevekkül ettim, güç kuvvet Allah’tandır.’ derse, kendisine: 'İşine bak, sana hidayet verildi, kifayet edildi ve korundun!' denilir ve şeytan ondan yüz çevirir.”(6)

Hz. Ömer (r.a.) demiştir ki: Resulullah`ın şöyle dediğini işittim:

"Eğer siz Allah’a karşı hakkıyla tevekkül etseydiniz, sabah yuvalarından aç çıkan ve akşam karınları doymuş olarak yuvalarına dönen kuşlar gibi rızıklanırdınız."(7) 

Ebû Bekir (r.a.) şöyle demiştir:

"Biz hicret esnasında mağarada iken, başımız ucunda bizi arayan müşriklerin ayaklarına baktım ve Resulullah’a: 'Ey Allah’ın Resulü! Birisi ayaklarına bakacak olsa muhakkak bizi görür.' dedim. Bunun üzerine Resulullah (sav.): 'Ey Ebû Bekir! Üçüncüleri Allah olan iki kişi hakkında zannın (endişen) ne?' buyurdu. (8)

(1) Sözler, 23. Söz
(2) Kenzü’l-Ümmal.
(3) age.
(4) Ruhu’l Furkan:2/110.
(5) Ruhu’l-beyan:1/261.
(6) Tirmizi.
(7) age.
(8) Buhari, Müslim.