Onuncu Söz, On İkinci Hakikat hakkında bilgi verir misiniz?


Bu hakikatte izah edilen delilleri şöyle sıralayabiliriz:

a. Hz. Muhammed (asm) âhiretin vukuundan haber vermiş ve âhirete imanı, imanın bir şartı kabul etmiştir. O halde diyebiliriz ki, Hz. Muhammed’in (asm) peygamberliğini inkâr edemeyen, âhireti inkâr edemez.

Hz. Muhammed’in (asm) bir avuç yiyecek ile bir orduyu doyurması ispat eder ki, âhiret vardır. Şöyle ki;

· Madem bir avuç yiyecek ile bir orduyu doyurmuştur, elbette bu bir mucizedir.

· Madem mu’cize göstermiştir, elbette o bir peygamberdir.

· Madem peygamberdir, elbette yalan söylemez ve yalana tenezzül etmez. O hâlde vermiş olduğu bütün haberler doğrudur ve haktır. O zât âhiretten de haber vermiştir; öyleyse âhiret vardır.

Bunun gibi, “Peygamber Efendimizin (asm) binden fazla mucizesinin her biri âhiretin varlığına da delildir.”

Netice olarak deriz ki: Âhiretin varlığının delilleri, Hz. Muhammed’in (asm) peygamberliğinin delilleri kadar çoktur. O zâtın nübüvvetini ispat eden bütün deliller, aynı anda âhiretin de vücudunu ispat ederler.

b. Resul-i Ekrem Efendimiz (asm) gibi, diğer bütün peygamberler de âhiretten haber vermişlerdir. Demek, âhireti inkâr edebilmek için diğer bütün peygamberleri de inkâr etmek lazımdır. Onları inkâr edemeyen, ahireti inkâr edemez.

O hâlde diyebiliriz ki, âhiretin delilleri, peygamberler ve onların mu’cizeleri adedincedir. Her bir peygamber ve o peygamberin elinden sadır olan mucizeler, âhiretin vukuuna birer şahittir ve delildir. Acaba hangi sözün haddi var ki, bütün bu peygamberlerin sözlerini hükümden düşürebilsin?

c. Peygamber Efendimiz (asm) ve diğer peygamberler âhiretin varlığına delil olduğu gibi, Kur’an da âhiretin en büyük bir delilidir. Zira Kur’an da âhiretin varlığından haber vermiş ve âhiretin birçok ahvalinden bahsetmiştir.

O hâlde: “Kur’an’ın bir benzerinin getirilememesi âhiretin varlığını ispat eder.”

· Madem benzeri getirilemiyor, o hâlde Allah’ın kelamıdır. İçindeki her söz haktır ve gerçektir.

Demek, Kur’an’ın Allah’ın kitabı olduğunu ispat eden bütün deliller, aynı anda âhiretin varlığını da ispat etmektedirler. O hâlde âhiretin varlığının delilleri, Kur’an’ın Allah’ın kelamı olduğunu ispat eden deliller adedincedir.

d. Kur’an gibi diğer bütün semavi kitaplar da âhiretten haber vermekte, cennet ve cehennemden bahsetmektedir. O hâlde âhireti inkâr etmek için, sadece Kur’an’ı inkâr etmek de yetmez; diğer bütün semavi kitapları da inkâr edebilmek gerekir.

Hangi sözün haddi var ki, bütün semavi kitapların müttefiken haber verdikleri bir meseleyi çürütebilsin?

e. Âhiretin varlığının diğer bir delili de bütün evliya ve asfiyadır. Evet, evliya keşif ve kerametlerine istinaden; asfiya ve âlimler de delil ve hüccetlerine itimaden âhiretin vukuunu haber vermişlerdir.

Acaba bütün evliyaların ve asfiyaların haber verdikleri ve hakkında ittifak ettikleri bir mesele elbette kati ve kesindir. Aksi düşünülemez.

Kaldı ki bu konuda söz hakkı onlarındır. Zira bir fende ve sanatta, münakaşaya sebep olan bir meselede, o fennin ve sanatın dâhilerinin sözü geçer; diğerlerinin sözü kabul edilmez. Meselâ bir hastalığın keşfinde, küçük bir tabibin sözü, büyük mimarın sözüne tercih edilir. Çünkü mesele tıptır ve bu konuda söz hakkı doktorlarındır.

Aynen bunun gibi, âhiret meselesinde de aklı gözüne inmiş ve maneviyata karşı körleşmiş bir filozofun sözü geçmez ve kabul edilmez. Bu konuda söz hakkı, başta peygamberler olarak, evliya ve asfiyanındır.