"Ey benimle bu hikâyeyi dinleyen arkadaş! Elbette anladın ki, o hâkim-i zîşan, bu kasrı şu mezkûr maksatlar için bina etmiştir. Şu maksatların husulü ise iki şeye mütevakkıftır..." İzah eder misiniz?


Üstadımız mezkûr beyanıyla, Peygamber Efendimizin (asm) risaletini ve kıyametin sebeb-i vücudunu beyan etmiştir. Şöyle ki:

Resul-i Ekrem Efendimizin (asm) vücudu zarurîdir. Çünkü mezkûr maksatların tahakkuku, Onun tâlim ve irşadına bina edilmiştir. Zira “anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.”

Şu kâinat kitabı esma-i hüsna ve sıfat-ı İlahiyenin cilveleriyle yazılmıştır ve her bir mevcud âdeta bir kitap hükmüne getirilmiştir. Elbette, bu kitabı ders verecek bir muallime ihtiyaç vardır. Eğer muallim olmazsa kitabın manaları anlaşılamaz ve kitabın hikmet-i vücudu kaybolur. Demek bu âlem, nübüvvet ve risaleti iktiza etmektedir.

Kıyametin vücudunun sebebi de bu ahalinin O zâtın sözünü dinlememesidir. Eğer ahali, bu âlem sarayının yaratılış hikmetine muhalif hareket ederse, o zaman kasrın varlığının ve devamının bir manası kalmaz ve o saray harap edilir.

Demek O Zat'ın (asm.) vücudu, şu âlem sarayının yaratılmasının sebebidir. Ahalinin dinlemesi de şu kasrın devam ve bekasının sebebidir. Aksi halde, kıyamet hadisesiyle kainatın varlığına son verilecek ve ahiret hayatı başlayacaktır.