"Hasedin çaresi: Hâsid adam, haset ettiği şeylerin âkıbetini düşünsün. Tâ anlasın ki, rakibinde olan dünyevî hüsün ve kuvvet ve mertebe ve servet, fânidir, muvakkattir. Faidesi az, zahmeti çoktur..." İzah eder misiniz?


Hased, bir başkasına verilmiş olan dünyevî nimetleri kıskanmak demektir. Hasette zimnî olarak Allah’ın tasarrufunu tenkid ve beğenmemek mânası vardır. Üstad Hazretleri bu mânayı şöyle tarif eder:

“Hem ona gelen musibetlerden memnun ve ni'metlerden mahzun olup, kader ve rahmet-i İlâhiyeye, onun hakkında ettiği iyiliklerden küsüyor. Âdeta kaderi tenkid ve rahmete itiraz ediyor. Kaderi tenkid eden başını örse vurur kırar. Rahmete itiraz eden rahmetten mahrum kalır.”(1) 

Buradan anlaşılan; hâsid adam, hem dünyasını, hem ukbasını tahrib ettiği için, kendini helak ediyor ve büyük bir felakete sürükleniyor.

Bu hastalığın çaresi; hased eden kişi dünyevî nimetlerin, makam ve servetin fani olduğunu düşünüp, gözünü bâki olan ahirete çevirmektir ki, bu da ancak kuvvetli bir iman ve tefekkür ile mümkündür. Risale-i Nurlar bu zamana kuvvetli bir iman ve tefekkür dersi verdiği onları çokça okursak, inşallah bu ve benzeri manevî hastalıklardan kurtulmuş oluruz.

Ayrıca şu makaleyi de inceleyebilirsiniz:

Kıskançlık / Haset Duygusundan Nasıl Kurtulurum?..

(1) bk. Mektubat, Yirmi İkinci  Mektup.