"Bütün hak tarikler Kur’ân’dan alınmıştır." cümlesini izah eder misiniz?


Ehl-i sünnet dairesinde bulunan bütün meslek ve meşreplerin kaynağı ve menşei Kur’an ve sünnettir. Bu yüzden hepsi de hak ve güzeldir. Kimse, “Şu meslek haktır ve güzeldir, ama diğerleri çirkin ve batıldır.” diyemez.

Nur mesleğinin haricinde Nakşilik, Kadrilik, Şazelilik, Mevlevilik, Halidiye,.. gibi daha yüzlerce hak tarik ve meslekler vardır ki, hepsinin menşe ve medarı Kur’an ve sünnettir.

Bu tarikatların gayesi aynı, lakin zikirleri ve nefsi ıslah metotları farklı farklıdır. Mesela, Nakşîlik on adımda yani on safhada neticeye giderken, Kadrilik yedi adımda, yani yedi merhalede hakikate ulaştırıyor.

Bir hadis-i kutside “Kulum bana en fazla farzlarla yaklaşır, sonra nafilelerle, … , buyrulur.” (bk. Buhari, Rikak 38) Tarikatlar nafile ibadetlerden olan birtakım zikir ve tesbihlerin Bayezid-ı Bistamî ve Cüneyd Bağdadî tarafından  sistemli bir hale getirildiği, feyizli ve bereketli müeseselerdir. Esası, Peygamber Efendimizin (asm.) başta namazın sünnetleri olmak üzere kıldığı birçok nafile namazlara ve başta Cevşen olmak üzere icra ettiği feyizli tesbihlere dayanır. Bu kutlu zevat, birer peygamber varisi olarak onun manevi tasarrufatıyla, kendilerinde hâkim olarak tecelli eden esmaya Kitabullah'tan kalplerine intikal eden feyizlerle bir irşad ve tekâmül yolu tutmuşlardır.  

Kur’an’ın her bir ayetinin sarahat, işaret, remz, ibham, ihtar gibi birçok manaları vardır. Kur’an’ın her bir suresi, her bir ayeti ve hatta her bir harfi hakikat ve feyiz hazinesidir.

İşte Şah-ı Nakşibend, Abdulkadir-i Geylani, Hasan-ı Şazeli, Ahmed Bedevi gibi mürşit ve mücedditler, ayetlerin derinliklerine dalmış, birçok manalar çıkarmışlardır. Kur’an’ı zahirinden ibaret gören zahirperestler, bu incelikleri göremedikleri için, birçok tasavvuf meşrebini ya inkâr etmişler ya da hafife almışlar.

Zikrin sesli ve gizli yapılmasına karine olabilecek birçok ayet ve hadis mevcuttur. Bu zatlar da bu ayet ve hadislerden istinbat ederek mesleklerini teşekkül ettirmişler.