"Ben ne geceyim, ne de geceperestim. Ben bir hakikat güneşinin hâdimiyim ki, size ondan haber getiriyorum." ve "Evliyaya tuzak olan hayaller, ilahî bahçelerin ay yüzlü güzellerinin akisleridir." ifadelerinin rüya bahsinde zikredilmesinin hikmeti nedir?


Evliyaların manevî yolculuğunda maksad marifet ve muhabbet-i ilahîdir. Bu yolculukta önlerine zevk ve keramet gibi birçok hayalî perdeler ve mâniler çıkar. Onların birçoğu bu güzel hayalî perdelerde takılıp kalır, maksud damına çıkamaz, çıksa da nakıs kalır. Sûretine meftun oldukları her şey aslında İlahî hediyelerin yani İlahî feyizlerin birer aksi ve birer tecellileridir.

Rüya, keşif ve kerametler, hepsi bu İlahî hediyelerin kışırlı ve surî bir in’ikâsıdır. Velayet yolunda gidenler bu sûretlere değil, onun aslı olan İlahî feyizlere bakmaları gerekir. Sûret sîrete hizmet etmeli, yoksa meftuniyet ile engel olmamalıdır.

“Evliyaya tuzak olan hayaller, ilahî bahçelerin ay yüzlü güzellerinin akisleridir.”(1)

Burada işaret olunan husus, nakışlardaki Nakkaş'a işaret eden remiz ve imaları okumak yerine, nakışlarda takılıp kalmaktır ki, seyr ü sülûkta bu, velilerin tuzakları hükmündedir.

Burada "nakıştaki Nakkaş'a işaret eden imalara takılmak" velilerin kendi hususiyetine uygun bir takılmaktır, yoksa tabiatçıların takılması kabilinden değildir. Birçok tasavvuf erbabı rüya, keşif ve keramet yüzünden manevî eleklerden geçememişler. Hâlbuki bu gibi zevkli ve nuranî ahvaller maksud değil, maksuda giden yolda bir müşevvik ve müeyyiddirler.

“Ben ne geceyim, ne de geceye kulluk ederim. Ben bir hakikat güneşinin hâdimiyim ki, size ondan haber getiriyorum.”(2)

Bu cümlede geçen "gece" nevme, nevm de rüyaya işaret ediyor. Yani bizim gibi hakikat mesleğinde olanlar gece ile onda görülen rüyalar ile meşgul olmaz, denilmek isteniyor.

Üstad Hazretleri bu iki cümle ve iktibası ehl-i tahkik olan Nur şakirtlerinin rüya ile fazla meşgul olmamaları hususunu teyid etme maksadı ile zikrediyor. Ve bu iki cümle ve kaide doğrudan sorulan rüyanın tabiri ile alâkalı cümleler değildirler.

Dipnotlar:

(1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Nokta.

(2) bk. Sözler, On Altıncı Söz.