"Bu derece nâzik, sanatlı, mîzanlı, letâfetli, ibretli masnular içinde hayvan gibi gezip bozamayız; bize bozdurmazlar." Hâlbuki, bunlar çoğu insan tarafından bozuluyorlar; nasıl anlamalıyız?


Bu sorunun cevabı bir sonraki cümlede saklı:

“Şu memleketin haşmetli mâlikinin, elbette cezası da dehşetlidir.”

Bu nazik sanatlı varlıkları bozmaya, yani onları gerçek gayelerinin tam zıddı bir yönde kullanmaya  hakkımız yoktur. Gözümüzü haramda kullanmakla bozamayız, yediğimiz gıdalarla elde ettiğimiz enerjiyi onları haram sahalarda kullanmakla bozamayız. ...

Ancak, insan bu imtihan dünyasında, çok kısa bir süre, serbest bırakılmakta, cennet ve cehennem meyveleri vermesi için işlerine müdahale edilmemektedir. Gerek kendi organlarını ve duygularını, gerek insanın hizmetine koşan varlıkları yanlış yola sevk edenler bunun cezasını, ölümle başlayan yeni dönemde çok acı bir şekilde ödeyeceklerdir. Görecekleri ceza, bu yeni memleketin azametine ve bu kâinat sultanının haşmetine münasip şekilde ve çok dehşetli olacaktır.